Diktatör, medyayı tümüyle ele geçirdiğinde "alternatif bir gerçeklik" yaratmaya çalışır. Bu noktada, somut gerçeklik ile medyanın çarpık gerçekliği arasındaki sınır bulanıklaşır. Diktatör bu sayede kitleleri kendisinin kahraman olduğuna bir hayal olsa da inandırır ve idari başarısızlıkları, yanlış politikaları ve baskıcı uygulamalarından mağdur olan binlerce kişinin sesinin duyulmasını engeller.
Megalomani hastalığına yakalanan diktatör herhangi bir konuda yanlış yapabileceğini düşünmez. Eleştiriyi asla kabul etmediği gibi hiç kimsenin onayına da ihtiyaç duymaz.
Makbul vatandaş dışarıdan tümüyle soyutlandığı, güvenli bir mikrokozmosta yaşar ve çocuklarını yetiştirmek için gerekli parayı kazanmak dışında hiçbir şeyde ilgilenmez. Ülkesi için yeni bir anayasa hazırlanmasından ziyade cinsel gücünü arttıracak yeni bir ilaç bulmaya çalışır ya da ülkesinde özgür ve adil seçimlerin yapılmasından ziyade oğlunu Körfez ülkelerinden birinde kazançlı bir işe sokmak ister. Seçim günü onun açısından ailesiyle vakit geçirebileceği bir tatil günüdür.
Bir diktatörün etkisi altındaki insanlar akıl hastalarına benzer: Özgürlüğe ihtiyaç duymadıkları için özgürlük mücadelesine girişmezler ve bir yandan koruyup öte yandan iradesini temsil ettikleri diktatörün olmadığı bir hayatı düşünmezler.