Kitapçıya girer girmez şu kitap var mı diye asla sormaz düşkün, bu birinci ve en belirgin özellikleridir. Kitap düşkünleri önce tüm kitapçıyı tarar, arar durur, aradığını bulamayınca artık son bir ümitle sorar bir kitap arıyordum da maalesef bulamadım sizde var mıdır? Alacağı cevabı %99 tahmin ediyordur ama bir umut işte. Yok hocam baskısı tükenmiş o kitabın... Söylenmesine gerek yoktur bunun,düşkün baskısının bittiğini elbette biliyordur.
Kitap düşkünleri sık sık kitapların katagorize edilmesini beğenmez,bu şekilde aradığımı bulmam imkansız der,keşke yayınevine göre dizseydiniz der içinden ama aramaya devam eder. İtalyan mıydı bu herif diye düşünür,Fransızlardan kimi arıyordum ben,tam bir işkence. Kitapçı yazarına göre,ülkesine göre ya da en kötüsü rengine göre dizdiyse mutsuz olur ve umutsuzluğa kapılır aradığımı bulamayacağım...
Görevliye üst rafları göremiyorum da bir merdiven var mıdır diye sorar,merdiven tabi ki vardır,çıkar tepesine avını aramaya devam eder,üst raflarda neredeyse her zaman bir şeyler çıkar,tam aradığını bulamasada bir şeyler bulur. Üst raflar kitap düşkünlerinin avlanma sahalarındandır.
Sık sık gittiği bir kitapçıya uğramışsa düşkün,kendi işine gömülmüşken,birinin görevliye şu kitap var mıdır sorusunu duyarsa o kitabın bulunduğu tarafa dönüp bakar, biliyordur nerede olduğunu ama sesini çıkarmaz işine devam eder.
Kitap düşkünleri ne arıyordunuz yardımcı olayım isterseniz sorusunu hiç sevmez öyle bakıyorum hocam sağ olun der. Aradığı şeyi kendi bulmak ister,bilir ki ararken başka bir şey bulabilirim,bu yüzden kendi işini kendi halleder,zaten düşkün, kitaplara bakmaktan zevk alır bu işi başkasına bırakmaz.
Tatile başka bir memlekete gidilmişse kitapçıları keşfeder,beraberinde olanları peşinden sürükler çoğu zaman tatili burunlarından