Fırat Özbey

Fırat Özbey
@Rubashov
9 kütüphaneci puanı
328 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·104 syf.··
2025 12. kitabı
Glückün öldüğünü bilmiyordum,şiirlerini okurken yaşıyor sanarak okudum. Öldüğünü öğrenince bir daha okudum ve daha bir başka oldu bu ikinci okuma. Bazı arkadaşlar meşhur dizeyi alıntı olarak paylaşmış ama maalesef o şiir bu kitapta yer almıyor, neden kitapta olmayan bir şiiri varmış gibi paylaşmışlar anlamak mümkün değil. "Dünyaya bir kez çocukken bakarız,gerisi hatıradır." Bir arkadaş 89.sayfa diye eklemiş,bir çoğunda sayfa numarası yok,neyse uzatmayayım ölüleri kızdırmayalım durduk yere. Bir altıkırkbeş dipnotu der ki: Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne konuşulabilir ki!...
Seçme ŞiirlerLouise Glück · Yapı Kredı Yayınları · 199421 okunma
Reklam
Napoli
Puan vermedi
Yıl 1987 aylardan Mayıs... Napoli caddeleri ıssız,hayat belirtisi yok bir yer dışında,tüm şehir orada çünkü. Yer San Paolo stadyumu. Napoli, tarihinin ilk şampiyonluğu için sahada, stat tıklım tıklım insanlar üst üste, giremeyenler stadın çevresinde ve yine üst üste. Maç biter ve tabii Maradonanın takımı şampiyon olur,muhteşem bücür tüm İtalyaya kafa tutuyor. Yoksul bir o kadar da çılgın şehre kim daha çok yakışabilirdi ki... Ülkenin dışlanmış güneyinden şımarık,zengin kuzeyine karşı tarihte az rastlanır bir zafer. Maradona olmadan tabi ki düşünülemeyecek bir başkaldırı. Şehir zaten çılgındır ama bu zaferle daha da çıldırır,kutlamalar haftalarca devam eder,öyle ki mezarlarında yatan ölülerin bile sevince katıldığı rivayet edilir. Mezar taşları maviye boyanır. 3 yıl sonra Dünya Kupası yarı final maçı İtalya-Arjantin arasında yer yine San Paolo Stadı. Napoliler stattalar ve kendi milli takımlarını değil Arjantini destekliyorlar,daha doğrusu Maradonayı...Arjantin galip gelir,yine tabiki Maradonanın sayesinde. İtalyanlar yıllarca pişmanlık duyarlar bu maçı bu statta oynadıkları için. Napoli böyle bir kent işte,sevgisinin bir sınırı yok. Arjantinli 2020 de ölür,Napoli kulübünün açıklaması şöyle "söylecek söz bulamadık" üzüntüsünün de bir sınırı yok bu kentin. Stadın ismi artık Diego Armando Maradona'dır. Napoli merakım bu bücür sayesindedir ve Malaparte'ın bu kitabında Napoli ile ilgili yazdığı satırlar ilgimi ilanı aşk seviyesine kadar yükseltmiştir. Ölmemek için yapılan mücadele onurlu bir mücadeleydi,yaşamak için olansa insana her türlü onursuzluğu yaptırabilirdi diyor Malaparte. Savaşırken onurunu kaybetmemiştir Napoli ama savaş bittikten sonra bir dilim ekmek için her şeyi yapabilirdi. Açlık yüzünden. Kadınlar hatta çocuklar satıldı bu can pazarında. Napolinin savaş
Can PazarıCurzio Malaparte · Varlık Yayınları · 197160 okunma
Puan vermedi·268 syf.··
Beğendi
·
2019 91. kitabı
Sanatı anlamak için yalnızlığı anlamalıyız diye lafa giriyorsa biri bulunduğunuz mekanı terkedin ve o kitaba bulaşmayın. Kapatın kütüphanenizin ücra bir köşesine tıkıştırın yoksa peşinizi bırakmaz,uyku bile haram olur,sabah işe şiş gözletre gidersiniz. Ve bu giriş Blanchot tsrafından yspılmışsa lanetlendiniz demektir. Bir Blanchot kitabi yarım bırakılamaz ve bitirilemez. Sanatı anlamak istiyoruz, yalnızlığı anlamaya çalışalım o zaman. Sanatçı yapıtını ortaya çıkarmak için yalnızlığa gereksinim duyar bunu biliyoruz. Yalnızlık ile içe dalış aynı şey değildir, bunu bilmiyoruz,ya da hiç düşünmedik. Bildiğimizi varsayalım, yapıtın oluşması için yalnız kalmak gerekli ama bu yalnızlık sanatçının iç dünyasına dalması ile karıştırılmamalı. Yapıt, yazınsal yapıt oluşmaya başlarken yalnızlığını kazanır yazarını kapi dışarı eder,yazar kovulduğunun farkında değildir didişmeye devam eder. Yazar yapıtinı bitirir başka bir yerde bitirdiği yerden tekrar başlar böylece sonsuz bir yinelemeye dönüştürür ama ne söylerse söylesin sadece tek bir şey söyler,var oldugunu. Yapıti yazan yahut okuyan kişi,yapıtın içine girip baglanan kişi "varolmak sözcüğünü dile getiren şeyin yalnızlığına aiittir". Burada anlamadiğımız şey tam olarak cümlede geçen "şey" dir. Nedir bu şey. Bir kitabı okuyorum bağlanmışım kitaba yolda yürürken hep aklımda,çalışırken aklıma geliyor yani işte kitaba bağlanmışım dedik. Ben kitapta dile gelen varolmak sözcüğunün yalnızlığına aidim. Bu her şeyi söyleyen ama sadece varolduğunu söyleyen şey yapıtta "dilin saklayarak koruduğu ya da yapıtın sessiz boşluğunda yok ederek ortaya çıkardığı sözcük." Yani yapıttaki varolmaya ulaşabilmek için anlatılan binlerce şeyin arasına dil tarafindan hapsedilmis yahut saklanmış mesajı çıkarmak gerek peki ama nasıl ,gevezelik eden birini
Yazınsal UzamMaurice Blanchot · Yapı Kredi Yayınları · 200072 okunma
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2019 59. kitabı
Kitap 9. Hariciye Koğuşunu canlandirdi bende. Yayınlandığı tarihte yılın romanı seçilmiş. Adaylar arasında Tarık Buğra,Aziz Nesin, Yaşar Kemal gibi yazarlar varken.Ama unutulmuş ,kitabı bilenlerin sayısı çok az. 1k da bile ekli değildi ben eklettim. Yazar fail-i meçhul bir cinayete kurban gitmiş. Evinde başına keserle vurulmuş ve kemerle boğulmuş halde bulunmuş. Ölüsü ise evinde iki üç hafta sonra bulunmuş. Yaşadığı zamanda olduğu gibi ölümünde de sahipsiz kalmış. Tıpkı çitrî gibi... Romanımızın kahramanı Çitrî, lakabı bu. Roman değilde Çitrînin günlüğünü okuyoruz sanki ama günlük şeklinde değil, hasta bir genç,dayanılmaz eklem ağrıları çekiyor gencecik yaşında yıllarca hastanelerde yatıyor,kullandığı ağır ilaçlar neticesinde de kalbi zayıflıyor, o hassas naif kalbi. Kimsesi yok Çitrî nin,sevdalısı İclal var bir ama oda hasta, verem. Çitrî ona aşık ama İclal karşılık gösterdimi bilmiyoruz, anlatmayı uygun görmemiş Çitrî. Çitrî öyle her şeyi herkese anlatmaz çünkü. Kitapta döker içini ama herkese değil,saplantılı,kaba,her şey hakında ahkam kesen, gece uyuyamadığı için oluşan göz altı torbalarını yoketmeyi kendine dert edinen,havuz kenarında kasıla kasıla yürüyen erkekler yine havuz kenarında kasıla kasıla yürürken birden bire durup saçlarını geriye atan kadınlar, umduğumu bulamadım,beklediğim gibi değildi,hayal kırıklığına uğradım deyip bir halt anlamadım diyemeyenler,hemen hemen tüm güneş gözlüğü kullanıcıları, telefonu bozulmamışken yeni telefon alanlar,bir çocuğun kendinden büyük bir sandalyeyi taşımasını görüp yüzlerinde tebessüm belirmeyenler,hemen her anı ellerindeki telefonla kayıt altına alanlar, yaptıkları yardımları insanın gözüne gözüne sokanlar, iş hayatında hırslı olanlar, ölüm var ölüm deyip hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlar,üç kuruşun hesabını
ÇitrîSelahaddin Turgay Daloğlu · Gurbet Yayınevi · 20156 okunma
Puan vermedi·231 syf.··
2019 26. kitabı
A.Koestler gazeteci olarak gittiği ispanyada casusluktan tutuklanarak hücreye atılır. Malaga'da faşistlerden kaçma fırsatı varken ve zamanı bolken kaçmaz. Neden kaçmaz? İnsanların kaçmaması çoğu zaman üşengeçliktendir. Kaçmaya üşenir, üşengeçlik cesaretle karıştırılan bir davranıştır. Çoğu cesaret vurdumduymazlıktan gelir. Danton gibi. Danton ,Robespierre'nin kendisini aldırtacağını bir yerden öğrenir ,kaçış hazırlıkları yaparken birden yorgun olduğu,kaçmakla filan hiç uğraşamayacağını anlar,o gecede tutuklanır. Bu üşengeçlik hali nerden gelir peki. Bunu açıklamak istemiyorum çünkü açıklamaya çalışırsam umudu yada herneyse umutsuzluğu işe karıştırmak zorunda kalacağım ki bunun kitabını yazan yazmış zaten benim umuttan bahsetmem komik olacak ve kitaba haksızlık etmiş olacağım. Burada kendi lafımı kesiyorum -insan kendi lafınıda keser değil mi,belkide sadece ve sadece kendi lafını keser,neyse- Malraux,adı umut olan bir kitap yazmış ve umuttan hiç bahsetmemiş,umuttan hiç bahsetmeyerek umudun kitabını yazmış,kendisini bir kez daha hayranlıkla selamlıyorum. Sanırım hayatım boyunca Malraux diye sayıklayacağım. Düşünmeden edemiyorum, ispanyada umutlar tükenince Malraux Fransaya dönerken Koestler neden İngiltereye dönmedi? Cevabım var buna, sadece bir tane. Malraux un kaçarı yoktu tutuklansaydı belki gecesinde kurşuna dizilecekti. Koestler daha farklı,gazeteci kendini saklayabilir kurtuluş yolu var. Tuttuğu notları yakarsa pek bir delil yok aleyhinde. Buna güvenmiş olmalı belkide bile isteye tutuklanmak istedi, yazacağı şeyleri yaşamak için. Buna cesaret diyebilir miyiz? Belki ama bence bu ölümsüz olma düşudür ve başarılı olmuştur. Bir hapishane romanı yazacaksan orada yatacaksın. Gün Ortasında Karanlık başka türlü yazılamazdı. Atmosfer sandığım kadar karanlık değildi. İşin
Ölüm HücresiArthur Koestler · Can yayınları · 198818 okunma
Reklam