Bir an gelir öğle uykusu tükeniverir. Böceklerin o gizli, saklı, minicik hareketleri bile tam o anda sona erer; dünyanın akışı durur, bütün dünya kaosun kenarında titrek bir dengeye gelir, kadınlar, işlemeli yastıklarının çiçeği yanaklarında iz yaparken, salyaları akarak, sıcaktan ve öfkeden boğulacak bir halde doğrulurlar ve şöyle düşünürler: “Macondo’da bugün hâlâ günlerden çarşamba.” Sonra yeniden bir köşede büzülüp oturarak uykuyla gerçeklerin uç uca geçtiği yerden sanki kasabanın bütün kadınlarının pamuklu ipliklerden ortaklaşa hazırladıkları kocaman bir çarşafmış gibi fısıltıları dokumaya karar verirler.