Otorite, kitlelerin merkezinin iç'te değil dış'ta olmasını ister; bu sayede, dış'a bağımlı, attığı adımlar için dış'ın onayına ihtiyaç duyan, inisiyatif alamayan, kendisinin ne istediğini anlamak için bile dış'ta otorite atfettiği mercinin iki dudağının arasına bakan, bağımsız düşünemeyen, bağımsız hissedemeyen, bağımsız hareket edemeyen kitlenin kontrolünü elinde tutar ki otoritenin bu arzusunu yerine getirmesi için "aile" kurumu mükemmel bir vasıta işlevi görür. Aileler, kurumsallaştırıldıkları andan itibaren, otoritenin bu arzusunu icra eden uzantılara dönüşürler.