RuKeN

RuKeN
@Ruken06
Aşçılık
Diyarbakır
4 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
● Şairlere otopsi yapılmaz..
9/10
·114 syf.·
2018 38. kitabı
● Hayatı; (Yaşanmış varsayılan) Didem Madak’ın, annesi Füsun’la başlayan hikayesi, kızı Füsun’la son bulmuş ve yakalandığı kolon kanseri yüzünden tıpkı annesi gibi genç yaşta (41) yaşamını yitirmiş.. Anlayacağınız; Ne çocukken ne de anneyken Füsun’larına doyamamış bir şair.. O kendi deyimiyle “ütüsüz ve buruşuk gezdirdiği bir ruha sahip” ve diğer şairlerimiz gibi şair olma düşüncesiyle almamış kalemi eline.. Şiir yazmaya yalnızlıktan, daha da çok annesizlikten başlamış. Genç yaşta veda etmek zorunda kaldığı kızına mektubunda da bunu açıkça belirtmiş.. Kızı Füsun’a yazdığı mektup, yazdığı son satırlar olarak bilinir.. Canım kızım; Sana mektup yazacağım. Çünkü artık başka bir şey yazamıyorum. Bu konuda pek de dertli değilim doğrusunu istersen. Sen bana belki bugüne kadar yazdığımdan başka türlü bir yazı yazmayı öğretirsin. Kendimi bir sonbahar ağacı gibi hissediyorum. Mutlu bir sonbahar ağacıyım ben. Yere düşen yapraklarımı eğilip topluyorum. Saçıma tutuyorum. Bakın yakışmış mı diye soruyorum. Sonra yaprakları havaya savuruyorum. Ben iki kişilik bir kabilenin me isimli kölesiyim. Çünkü sen acıktığında me diye ağlıyorsun ve bu ismimi seviyorum! Canım kızım, cehaletimden şair oldum.. Annesizlikten.. Sen sakın şair olma.. ● Kısaca kitap; Şair; kitabın başında da belirttiği gibi ısrar üzerine yazmış Pulbiber Mahallesi’ni. “Pulbiber Mahallesi’nde” Galata Kuledibi’nde yaşadığı Tom Tom Mahallesi’ni anlatıyor. Mahallenin, yaşamını, insanlarını ve özgünlüklerini şiire dökmüş.. Bir otobiyografi niteliğinde yazdığı şiirleri ve şiirlerindeki karakterlerin hepsi birebir gerçektir.. Şair olma hevesiyle değil de yalnızlığını az da olsa giderebilmek, acılarını anlatabilmek ve özgürleşebilmek için yazmış.. ● Yorum; “Her ölüm erken ölümdür’’ derken haklıydı şair ama Didem
Edebiyat
Pulbiber MahallesiDidem Madak · Metis Yayıncılık · 200711,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
● Dikkat! Sevgisizlik içerir..
9/10
·160 syf.·
2020 2. kitabı
Başlarda anlamakta zorlandım, ama okudukça tanıdık gelmeye başladı. Kim bu "Aylak Adam" diye soruyordum kendime, nereden tanıyorum, mahalleden biri mi, akrabam mı, eski bir arkadaş mı, bir filmde mi izledim yoksa? Bir türlü çıkaramıyordum. (Neyse, okumaya devam ettim..) İnsanların; birlikte yaşama zorunluluğu hissettikleri için birlikte yaşadıklarından, insan ilişkilerinin yapmacıklığından, dünyadaki sevgisiz kaos ortamından ve samimiyetsiz samimiyetlerden şikayetçi, yalnız; düşünceli ve her şeye karşı bir adam, Aylak Adam.. Düşünün ki, bir adı bile yok. "C." diyor yazar kısaca.. İsmin önemsizliğini şöyle açıklıyor Bay C: “Bence İnsanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz, o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona. Onsuz olamıyor..” Ne kadar haklı değil mi? Tıpkı yazarın kitabına isim vermesi gibi. O kitap artık yazarın verdiği isimle anılıyor. Bir kitabın adı kendisiyle ne kadar ilgiliyse, bir insanın adı da kendisiyle o kadar ilgilidir. Ne adını ve konusunu bilmemiz bir kitabı anlamaya yeter, ne de adı ve zihnimizdeki görüntüsü bir insanı anlamamıza ve tanımamıza yeter.. Bu yüzdendir ki; insanları tanıdığımızı sanıyoruz. Oysa tanımıyoruz, zannediyoruz sadece.. "İnsanları tanımak, denizleri bardak bardak boşaltmaktan daha zordur" der Mevlana.. İnsanları tanımak gibi, sevmek de zor aslında. Nasıl da kolay dile getiriyoruz oysa. Sevmek! Sözde kolay, gerçekte zor bir duygu. Birine alışmayı, birinden hoşlanmayı, birine çıkar için yaklaşmayı sevgi zannedip, değerini azaltıyor ve sevgiyi basitleştirip, dilce kolay söylenir hale getiriyoruz. Hoşlantımız geçince, hevesimizi alınca, sıkılınca ya da çıkarlarımız uyuşmayınca da ilk şunu söylüyoruz: Sevgi diye bir şey yok. Oysa sevgi var, anlamak yok. Sevgide almak yoktur, vermek vardır. Sevgi de
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771,2bin okunma
9/10
·78 syf.·
2018 36. kitabı
Kan susacak, zulüm bitecek, saksılarda çiçekler, gönüllerde sevgiler yeşerecek.. Hiçbir annenin gözyaşları haber kanallarına konu olmayacak.. Hiç kimsenin karnında açlığı ve sırtında çıplaklığı olmayacak.. Irklarımızın, fikirlerimizin ve inançlarımızın farklı olması birbirimizi sevmeye engel olmayacak.. Aynı toprakta yeşeren, aynı güneşle beslenen ve aynı sevgiyle sulanan binbir renkli, milyonlarca çiçek olacağız ve hiç solmayacağız dünya denilen bu bahçede.. Sürecek kavgamız, Sürecek barışa, kardeşliğe ve sevgiye olan inancımız.. Şairin emaneti, Vicdanın adaletidir kavgamız.. Yaşamayacağız; Ne aşksız, ne şiirsiz, ne kitapsız..
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya DekAdnan Yücel · Yurt Kitap Yayın · 20102,761 okunma
● Ahmed Arif kimdir?
''Sevdiği Leyla'sına mektubu ulaşsın diye 25 kuruşluk posta pulu için Diyarbakır'da 2 saat hamallık yapan şairdir..''
Edebiyat
● Manifesto / 30.04.2018 ●
Ey insanlar! Sevmeye niyet edelim birbirimizi.. Safları sıkılaştırmak yetmez.. Hiç boşluk kalmamalı.. Birleşmeli yüreklerimiz.. Sevgi paylaştıkça azalan bir şey değildir, çoğalandır.. Yaşadığımız dünyadan şikayetçiysek, kimi suçlayabiliriz? Dünyayı yaşanmaz kılan biz değil miyiz? Irklarımızın farklı olması, birbirimizi sevmeye engel olmamalı.. Fikirlerimizin farklı olması, birbirimizi sevmeye engel olmamalı.. İnançlarımızın farklı olması, birbirimizi sevmeye engel olmamalı.. Sevmek, ülke sınırlarıyla sınırlandırılmamalı.. Asıl sınır, yüreklerimize koyduğumuz sınırlardır.. Tüm sınırları aşıp, aynı yürekte birleşebilmeliyiz.. Sevmek diyorum, tüm farklılıkların dışında insanca olmalı.. Sevmek diyorum, evrensel olmalı.. Sevmek diyorum, sevmek anlıyor musunuz?
Edebiyat