Bir sömürgecinin,bir işgalcinin, bir metropolün omuzlara çöken otoritesine uzun süre maruz kalan herkes bu bağımlılık duygusunu, bir üst makamın onayını bekleme ihtiyacını, kendi kararlarının aşağılanması, cezalandırılması, lağvedilmesi kaygısını bilir.
Toplumsal dokunun yavaş yavaş çürümesine
sessiz kalmak, diğer yandan da cemaatçiliğin tuzaklarla dolu mantığına girmek istemiyorsak, nüfus içinde mevcut çok sayıda duyarlılığı dikkate almaya gayret etmek gerekir; böylece her yurttaş yaşadığı toplumla, onun toplumsal sistemiyle ve kurumlarıyla özdeşleşebilir.