Ağaçlar
Kim dikmişti bir zamanlar bu yaşlı kestaneleri
Kim içmişti taş çeşmeden,
Kim dans etmişti süslü salonda?
Göçüp gittiler, unutuldular.
Bugün biz varız güneşin altında
Bize söyler şarkılarını tatlı kuşlar:
Biziz oturan sofrada bir arada, mumlarla
....
Ve biz de göçüp unutulduğumuzda,
Söyleyecek yine ulu ağaçlarda
Şarkısını karatavuk, şarkısını rüzgar,
Ve aşağıdaki nehir köpürecek kayalarda
Ve salonda, akşam çığlıklarında
Tavus kuşlarının, oturacak başkaları.
Söyleşecek, güzelliğe övgüler düzecek,
Gelip geçecek flamalı gemiler,
Ve Ebedii Bugün neşeyle gülecek
Demiştin ki:
"Günde tam kırk dört tane günbatımı gördüğüm olmuştur"
Sonra da eklemiştin:
"Biliyor musun, insan üzgün olunca günbatımının tadına daha iyi varıyor"
"Demek sen kırk dört günbatımı izlediğin gün pek üzgündün?"