‘Biliyorum,’ diyordu annesi, mezarlıkların sessizliğinden daha sessiz yerler var; hapishanelerin karanlığından daha karanlık yerler var; ama sen korkma, ben seni şafakta doğurdum. Tanrı’nın inkar edildiği yerlerde, Tanrı’nın ismi yasaklandığı yerlerde gönlünü yarınların şafaklarına düğümleyip, Ben aydınlığın insanıyım, de kendi kendine, diyordu annesi ve içinde annesinin sesini duyduğu anlarda, gittiği yerde kendisini ölüm bekliyorsa bile, ölecekse bile, annesinin ruhunda yaşayacağına inanıyordu Teğmen Tavlı.