Öyle ise iman, Şems-i Ezelî'den vicdan-ı beşere ihsan edilen bir nur ve bir şuâdır ki vicdanın içyüzünü tamamıyla ışıklandırır. Ve bu sayede bütün kâinat ile bir ünsiyet, bir emniyet peyda olur. Ve her şeyle kesb-i muarefe eder. Ve insanın kalbinde öyle bir kuvve-i maneviye husule gelir ki insan o kuvvet ile her musibete, her hâdiseye karşı mukavemet edebilir. Ve öyle bir vüs'at ve genişlik verir ki insan o vüs'atle geçmiş ve gelecek zamanları yutabilir.
Ve keza iman, Şems-i Ezelî'den ihsan edilmiş bir nur olduğu gibi saadet-i ebediyeden de bir parıltıdır. Ve o parıltı ile vicdanında bulunan bütün emel ve istidatlarının tohumları, bir şecere-i tûba gibi neşv ü nemaya başlar, ebed memleketine doğru hareket eder, gider.
İslâm'a zafer ver, bizi kurtar, bizi güldürA'damızı et hâk ile yeksan, yine ey Nur-u FurkanîHer belde-i İslâm ile, olsun bu yeşil yurdTâ haşre kadar cennet-i canan, yine ey Nur-u imanîOl Fahr-i Cihan, Âl-i Abâ hakkı için hem ya RabHıfzet bizi âfât u beladan ya Nur-el Envâr bihakkı ismike-n Nur!
Ben ben diye, yazdımsa da sensin yine ol benHiçten ne çıkar, hem bana benlik yine sendenAfvet beni ey afvı büyük, lütfu büyük Risale-in NurBir dem bile hem eyleme senden beni ya Rabbena mehcurNur aşkına, Hak aşkına, dost aşkına ey nurNurunla ve sırrınla bugün kıl bizi mesrur
Malûmdur ki Kur'an-ı Azîmüşşan yalnız bir asra değil, bütün asırlara nâzil olmuştur. Hem bir tabaka insanlara mahsus değil, bütün tabakat-ı beşere şümulü vardır. Hem bir sınıf insanlara ait değil, bütün beşerin sınıflarına râcidir.
Binaenaleyh herkes, her tabaka, her zaman, fehmine, istidadına göre Kur'an'ın hakaikinden hisse alabilir ve hissedardır.