Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanları "otomatik portakala " dönüştürebilirsiniz fakat içlerindeki güdüyü asla engeleyemezsiniz . Ta ki gün gelir kendisi farkedene kadar.
Özellikle konu itibariyle tiksindirici, üslup olarak da garip dil kullanımı olan bir kitaba başladığımı düşündüm öncelikle. Ki zaten öyleydi. Bir kitap bu kadar argoyu nasıl barındırabilir dedim. Ve argo kullanımını bir kitaptan öğreneceğimi de düşünmezdim. Sonra Alex ve kankalarının rus yöresine ait Nadsat dilini yani argosunu konuştuğunu çakozladım :) . Henüz on beş yaşında bir gencin dünyadaki tüm kötülükleri nasıl bir eğlenceye dönüştürerek yaptığını okuyarak ürperdim. Alex ve çetesi her türlü ahlaki yozlaşmanın doruğuna ulaşmış, kötülük yapmaktan zevk alan korkusuz, cesaretleri zirvede bir ekiptir. Fakat Alex'in gözünden ve yaşadıklarından bu hikayeyi okuyunca toplumun bir kesimine, yönetime, sisteme, bireylerin davranışlarına yönelik birçok eleştiriyi satır aralarına iliştirilmiş olarak buluyorsunuz. " A Clocwork Orange " kavramının tam karşılığı olan " mekanik adama" bir insan nasıl dönüştürülür ve etkileri nasıl olur ? sorusunu irdeliyor bir nebze.
Alex karakteri olabilecek en kötü karakterdir aslında. Ama bir yandan da sanat aşığıdır. Kitap biterken Alex'e tiksindirici gözlerle bakmıyorsunuz en azından. Çünkü onun da kendince açıklamaları var. Gençlik otomotik bir portakal gibidir onu asla durduramazssınız, önünü görmeden sürekli akar gider, farkında değildir sadece arzuladıklarını yapar. Nitekim bir yerden sonra iç dünyası insanı dürter ve sıradanlaştırır. Artık herkes gibi olma vaktidir, beden de ruh da başka türlüsünü kabul edecek güçte değildir. gibi laflar ettiğini dikizlersiniz (!) ve o artık büyümüştür...
Ha bu arada kitabı mutlaka okuyun çünkü bu anlattıklarım benim perspektifimdi. Çünkü kitabın
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
Kuş tüyü nasihatler...
Dinlenmek için, ruhumu dinginleştirmek için güzel bir yol kitabıydı. Yolda olmanın kitabı. Yolu; tüm yönleriyle hayatı tanımış, yüreğini hep yanında taşımış, hoşgörü ile adımlamış, tüm dünya çocuklarıyla ve çocuk yüreklilerle kopmadan bir pamuk nine edasıyla yazılmış bu rehber ben inanıyorum ki gün gelecek bizim milli temel eserlerimiz arasına layıkıyla girecek.
Minik yavrucuklara hitaben yazılmış olmasına rağmen nice hayat dersi ile taşan bu kitap fazlasıyla incelik ve zerafet içeriyor, yumuşacık üslubuyla okuyanın kalbini okşuyor. Bu zerafet öncelikle yazarı çok değerli Nilüfer hocamdan aksediyor sayfalara. Çünkü kendisi de hayatı naiflik üzerine kurulu, ruhu maneviyatıyla kalbi çocuk sevgisiyle hemhâl bizatihi bu satırlara yansıyanın gerçek sureti. Muhabbeti de bu satırlar kadar sevecen ve munis.
Kalbi okşadığı gibi akıl mefkuresinin de güzergahta en önemli harita olduğunu her an edebi üslubuyla yineleyen değerli insan, hayata dair en ince noktaları bizim için 2-4 mısra ile anlatmış. Sabır, dua, azim, vefa, fedakârlık, fıtrat, doğruluk, okumak ve nihayetinde yazmak. Yazmanın can alıcı noktasını kendimi yakın hissettiğim bu satırlarda buldum. İnsan gördüğünü, duyduğunu, düşündüğünü yazar ama ya hissettiğini yazabiliyorsa işte yazmak eylemi bana göre tam olarak da orada hasıl olur. Histtiğini hissettirmek... İşte özetle bu kitap bunu içeriyor.