"Sanki gözleri artık onun gözleri değilmiş, sanki gözlerinin arkasında oturuyormuş da ölü, yuvarlak pencerelerden bakar gibi o gözlerden dışarı bakıyormuş gibi geliyordu ona; evet, sanki onu çevreleyen bütün bu beden artık onun değil de o, Jonathan-ya da ondan geriye kalan her neyse-, yabancı bir gövdenin devasa yapısı içinde büzüşmüş, ufacık kalmış bir cüceydi, artık egemen olamadığı, kendi istencine göre yönetemediği, ola ki yönetilmesi söz konusuysa, ya kendiliğinden ya da herhangi yabancı bir güçler tarafından yönetilen, çok fazla büyük, çok fazla karışık bir insan makinesinin içinde tutsak kalmış, çaresiz bir cüceydi."
"...ama birdenbire kendisini göremez olmuştu, yani, kendini artık, onu çevreleyen dünyanın bir parçası olarak görınüyordu da, sanki birkaç saniyeliğine çok uzaklarda, dışarıda dikiliyor ve bu dünyayı bir dürbünün ters tarafından bakar gibi seyrediyordu."
"Öyle sorular vardır ki, sırf sorulmalarıyla kendi kendilerin hayır yanıtını verirler. Öyle dilekler de vardır ki, insan bunları dile getirir ve bu arada başka bir insanın gözlerinin içine bakarsa iyiden iyiye boşuna oldukları ortaya çıkar."