Rumeysa Bal

Ölüm Allah’ın emri, şu ayrılık olmasaydı…
Köyümüzün çakıllı yokuşunu çıkan bir araba sesi duyar duymaz koşarak çıkardım dede evinin bahçesine. Ahşap bahçe kapımızın önünde duran arabadan; kırmızı, sarı, siyah hasırlarla örülü geniş çantasını sebze meyveyle doldurmuş, derin mavi gözleriyle gülen bir kadın inerdi. Çocuk masumiyetiyle attığım sevinç çığlıklarını sarardım o kadının pamuk tenine. Aynı şevkle eve koşardım hızlıca: “Anne, halamlar geldi!” nidasının heyecanıyla kısa süreli bir çocuk mutluluğu dolardı ortalık… Birkaç gün sonra ilk günkü sevinç çığlıklarının yerini ayrılık gözyaşları alırdı. Ki bir seferinde o çakıllı yokuşu bitirene kadar peşinden ağlayarak koştuğumu, beni de götürmeleri için feryat ettiğimi bilirim… Bazen bana kıyamayıp götürmek isterdi yanında. Annemin izin vermesi için bildiğim tüm duâları âminleyip içimden yalvarırdım. Duâlarım kabul olup, akşam evine varınca halamla birlikte uyuyacağız diye sevinirdim. Gece olduğunda annemi azıcık özleyecek olsam:”Haydi uyuyalım yavrum. Sabah olacak, ben kızımı çarşıya, pazara götüreceğim.” derdi. Sarılırdım sıkı sıkı, uyumasam bile… Sonra pazara giderdik. Oradan elime muhakkak bir şeyler alıp tutuştururdu ya da benim için kıyafet seçerdi. En güzeli olsun diye ısrarcı bir pazarlık yapardı. Beğenip beğenmediğimi de mutlaka sorardı…. Büyüdüm, evlendim, çocuğum oldu. Evine ne zaman gitsem ikram etmek için sürekli bir şeyler çıkarır, önümüz boş kalmasın diye fırsat kollardı. Bir bayram sabahı bu eşsiz hatıraları sadece fotoğraflarınla yâd edeceğimi nereden bilebilirdim halacığım… Kimin evine gitsen dolu dolu götürdüğün o emektâr ellerini öpemeden, bir bayramlık daha sevinç yaşayamadan gidiverdin gözyaşlarımızla….
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Biri “uyku” mu dedi?
Yurt içinde dövülerek işkence edilen çocukları, Gazze’de bombalarla havaya uçurulan insanları ve kan revan içinde ağlayan yavrularını gördükçe sinir, stres ve çaresizlik yastığıma saplanmış bir kılıç sanki. Titreyen ellerim hükmümden çok uzak… Gördüğüm zulüm karelerinde kendi evlâdım can veriyormuş gibi… Ruhumuz çok yorgun, yüreklerimiz feryât içinde. Yaşamak alevden bir sancı…
1000Kitap
Bugün öyle bir ülkede yaşıyoruz ki kendi ideolojisine destek verilmediğini hatta sessiz kalındığını gören aydın(!) ,sanatçı(!), antifaşist(!) tayfanın işinden, şanından ve huzurundan etmediği kimse kalmadı. Faşizmin zirvesini izliyoruz şu an! Yerli malını protesto etmeyen insanlar damgalanıyor. O yetmiyor, yapımlarında oynadığı kanalın boykot edilmesini isteyen ve bu örgütlenmenin reklamını yapan kişilerin bulundukları işten çıkarılmaları düşünce özgürlüğüne aykırıymış gibi gösteriliyor. Pazartesi günü herkes patronuna çalıştığı kurumu kötülesin ve bu kuruma hizmet edilmemesini yedi düvele öğütlesin. Bakalım akıbet ne oluyor?
1000Kitap
Ramazanın Gidişiyle Gelen Yokluk Hissi
Bayram bitti; bu sabah hastalık, hâlsizlik, huzursuzluk, iştahsızlık bir anda içeri girdi. Ramazanın yokluğunu çok çabuk hissettim. Şimdi o neşeyi arıyorum, midem boş olsa da iftar vakti hurma uzatılan sofraları dört gözle beklediğim günleri…
1000Kitap