‘Vücutlarımız, birbirimize en kolay vereceğimiz şeydir, asıl mesele, hayatımızı verebilmektir. Baştan aşağı bir aşkın olabilmek, bir aynanın içine iki kişi girip, ordan tek bir ruh olarak çıkmaktır.’
“Dünyanın en uzun bekleyişiyle lanetlenmiş biri gibi, yıllar ve yıllar ve yıllar boyu bekledim. Nihayetinde beklediğim şey gerçekleşmedi ve konu, bütün bunlar yaşanmamış gibi aceleyle kapandı. Elime bir avuç toprak tutuşturdular, “Al bak, bu hayat” dediler, şaştım kaldım. Şaşkın şaşkın duruyorum. Bir şeyi beklemezken ne yapılırmış tamamen unutmuşum, umarım bir vadede hatırlayıp kımıldayacağım Osman.”
"Kendimi hâlâ buraya demirli bir göçmen gibi hissettiğimi söylemiştim size, siz de, öylesine, laf arasında şu cevabı vermiştiniz:Benim çapamsa gittikçe hafifliyor.”
“Şimdi tutup da "Beni çok üzüyorsun" falan filan
demeyeceğim. Üzülmek mesele değil çünkü, üzüntülerle nasıl baş edeceğimi biliyorum. Ama bu kadar çok öfkeyi ne yapacağımı bir türlü bulamıyorum.”