"Öldüğünü kabul edemiyorum." Yas tutarken bu
cümleyi hepimiz değilse de çoğumuz söylemişizdir.
Sanki uzak bir yere gitmiş de gelecekmiş gibi.
Arasak telefonu açacakmış gibi gelir bazen. Ya da mesela kıyafetlerini dağıtmaya bir turlü elimiz gitmez
Eşyalarını şaklarız. Ondan geçmiş zamanda bahsedemeyiz. Hâlâ o varmış gibi yaşarız bazen.
Ölümün meydana geldigine inanilmadigini
belirtmek için, geleneksel olarak "inkar" kelimesini kullanırız. Ben bu geleneğe teslim olmak istemiyorum, çunkü inkar sözcüğü bende
"gerçeği aktif olarak yalanlamak" gibi bir anlam
çağrıştırıyor. Oysa biz yas tutanların anlatmak istedıği, kalple akıl arasındaki o aşılmaz uçurumu ima eden bir "kavrayamama" hali. "Öldüğünü kabul edemiyorum" derken aslında şunu tarif eder gibiyiz: "Öldüğünü aklımla biliyorum ama henüz yüreğimle kavrayamadım."