Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her gün, her saat, beni böylesine önemsiz konuları düşünmeye zorlayan bu işlerden tiksiniyordum. Düşüncelerimi başka bir konuya yoğunlaştırmaya çalıştım. Birdenbire, kendimi aydınlık, sıcak ve hoş bir sınıfta, kürsüde buldum. Önümde konforlu, döşemeli sıralarda oturan dikkatli bir dinleyici topluluğu vardı. Toplama kampı psikolojisi konusunda bir ders veriyordum! Bilimsel bir bakış açısıyla tanımlanınca, bana o anda sıkıntı veren her şey nesnel bir yapı kazandı. Bu yolla bir şekilde, durumun, o anın acılarının üstüne çıkmayı başardım ve bunları, sanki artık geçmişte kalmışçasına gözlemledim.Hem kendim hem de sorunlarım, kendi yürüttüğüm ilginç bir psikolojik araştırmanın nesnesi oldu. Spinoza'nın Etika'da dediği gibi: " Affectus, qui passio est, desinit esse passio simulatque eius claram et distinctum formamus ideam." Yani, acı duygusu, buna ilişkin net ve kesin bir tablo oluşturduğumuz an, acı olmaktan çıkar.
Bu insanlar, istisna derecesindeki zor dışsal koşulların, sık sık insana kendi ötesinde tinsel gelişme fırsatı tanıdığını unutuyordu. Kampın güçlüklerini kendi içsel güçlerine yönelik bir sınav olarak almak yerine, yaşamlarını ciddiye almıyor ve anlamsız bir şeymiş gibi küçümsüyorlardı. Gözlerini kapayıp geçmişte yaşamayı tercih ediyorlardı. Bu insanlar için yaşam anlamsızlaşmıştı.