Rümeysa Kıbrız

Rümeysa Kıbrız
Yüce Rümeysa Hazretleri
İnsan kitap okumayı bıraktığını bir kitabı okumaya başladığında fark ediyor.
Reklam
Çekiçli adam la bulusmak
Bisikletteki tükenmişlik hali diğer yorgunluklara benzemez. "Patlamak, "kopmak", "bonklamak" gibi ta birler bisiklet terminolojisinin bizatihi kendinden do gar. Bu tükenmişlik, dünya pelotonlarında sembolize edildiği karaktere verilen şu takma adla bilinir: "Çekiçli Adam". Çekiçli Adam bir virajın berisinde saklanmış (hangi viraj olduğunu bilemezsin) ve seni bekliyor olabilir. Diri bacaklarla kaçıştayken, büyük çekicini ensene in direrek haşatını çıkarabilir. Uzunca süredir yola yan sayan gölgesini gördüğünü ne kadar söylesen de sana kimse inanmaz... Peki bir bonk vakasından sonra bisikletten neden vaz geçilmez? Çünkü tükeniş bir yolculuktur ve bisikletçi de her şeyden önce bir yolcudur. Başka bir sebep bonklamanın organizmayı alt üst etmesinde yatar: Tükeniş arınmadır. Çünkü oruç tutmak gibi. Geçilen eşik kişiyi arzulanan form seviyesine yaklaştırır -ertesi gün, o yorgunluk şiddeti 2 aldığında bunu hissedersin. Eşik noktasını geliştirmek için bazı yarışçılar kendilerini tamamen tüketmek üzeri ne antrenman yaparlar. Fignon'un dünya şampiyonasın dan üç gün önce sadece tek enerji barıyla yalnız başına 300 kilometrelik antrenmana çıktığını hatırlıyorum. Çekiçli Adamla buluşmaya gitmişti.
Sayfa 189 - Bonk·Kitabı okudu
Spor
Onu keyifli yapan şey binlerce kez yaptığın inişi mümkün mertebe fren yapmadan inmektir; frenleme yi geciktirmek, virajlara mümkün olduğunca hızlı gir mek, bir sonraki viraja saldırmak için doğru çizgiyi tur turmak, o çizgiyle kusursuz bir tasarım ortaya çıkarmak ve çıkan tasarıma müzik ritmi vermektir. Iniş yaparken şarkı söyleyebilirsin. Tum bunları ortalama bir hızla yapmak mümkündür ve müthiş bir zevk duymak garantidir.
Sayfa 119 - İniş garantilidir·Kitabı okudu
Spor
9/10
·302 syf.·
Beğendi
·
2017 24. kitabı
"İnsan vazgeçebildiği eşya oranında zengindir" diyen Thoreau'nun sözüne göre aslında ne kadar da fakiriz değil mi? Öncelikle biraz Thoreau'dan bahsedelim, çünkü bu adam hakkında iki kelam etmeden kitaptan bahsetmek oldukça anlamsız olur. Sonuçta Gandhi'yi Martin Luther King'i, Tolstoy'u, Proust'u ve daha yazarsam bitmeye niyeti olmayan bir sürü ismi derinden etkilemek sadece böyle bir adamın yapabileceği bir şey. 1800'lü yılların ortalarında köleliğe karşı çıkmak, devletin kalkınma politikalarını eleştirmek gibi kötü(!) huyları olsa da bizce mazur görülebilir. Bu kadar kişiyi etkilediği felsefesinin temeli de sivil itaatsizlik makalesine dayanmakta. (Benim okuduğum basımda kitabın sonuna iliştirilmişti) Dünyadaki güzel keşiflerin, icatların çoğunun ya kötü bir olaydan sonra yada şans eseri olduğunu hepimiz biliyoruz, sivil itaatsizlik makalesi de aynen böyle ortaya çıkmış. Köleliğin desteklenmesi için harcanacağını bildiği vergileri vermeyi reddedince kendini hapiste bulmasıyla zihninde bir şimşek çakmışçasına bu makaleyi yazmaya koyuluyor. Yılların birikimi de var tabii ama farkında olmadan beklediği kıvılcım gelmiştir sonunda. Biraz da kitaba değinmek gerekirse isminden ne anlattığını az çok anlamışsınızdır ammavelakin işin felsefesi çok çok daha ötedir. Thoreau amcamız insan yaşayışının çoğu yerine değinir ve mantıksız davranışlarımızı gözler önüne serer bu kitapta. Bir bakarsınız moda tutkunlarını eleştirir,kullandığı örnek de tam altı çizilesidir: "Londra'daki baş maymun bir şapka geçirir kafasına, diğer maymunlar da peşinden onu izler" Bir de bakmışsınız neden ihtiyacımız olmayan onca şeyi satın alır kendimizi boş yere mutsuzluğa sürükleriz, mutluluğu ararken elimizdekini de böylece neden kaybederiz diye sorar kendince. Bunları sohbet havası vererek yapar ama
Felsefe
Doğal Yaşam ve BaşkaldırıHenry David Thoreau · Kaknüs Yayınları · 20072,127 okunma