ɢüʟʀû

ɢüʟʀû
bir akşamüstü dünyadan geçiyoruz
Puan vermedi·240 syf.··
2025 18. kitabı
Kitabı ne kadar çok beğendiğimi anlatmayacağım. O zaten aşikar. Kitabın bana, hayatıma ne kattığını anlatmak istiyorum: Fark etmişsinizdir hiç boş durmuyoruz, duramıyoruz. İyi anlamda ya da kötü anlamda. En son ne zaman hiçbir şey yapmadan durdunuz? Her zaman o boşluğu bir şeyle doldurmaya çalışıyoruz. İş olur, hobi olur, televizyon olur, telefon olur. İyi ya da kötü fark etmiyor boş durmak hayatımızdan kalkmış durumda. O güzel düşüncelerin, ilhamların boş zamanlarda geldiğini fark etmemiz gerekiyor. Dışarı parka çıktığımda her zaman yanıma mutlaka kitap alır okurdum. Fakat artık 1 saat oturuyorsam yarım saat kitap okuyorum, yarım saat hiçbir şey yapmadan sadece oturuyorum. Etrafı izliyorum. O kadar iyi geliyor ki. Kitap okumanın da boş durmaktan bir kaçış olduğunu fark ettim. Boş durmak derken, boş durmak zaten ‘tefekkür’ gibi bir şey. Etrafı izleyerek o ana kadar farketmediğimiz o güzel ayrıntılara dikkat etmeye başlıyor insan. Güzellikleri daha çok görüyor. Zaten mutlaka bir şey düşünüyorsun. Bu şekilde düşüncelerimize de yer açmış oluyoruz. Deneyin çok iyi gelecek Öncelikle bu kitabı okuyun :) ha bir de bonus olsun; aynı yazarın “Pürdikkat” kitabını da tavsiye ederim. Sanırım yazar çok iyi yazıyor :)
Dijital MinimalizmCal Newport · Metropolis Yayıncılık · 20171,644 okunma
Reklam
Puan vermedi·248 syf.··
2025 17. kitabı
“Ben istiyorum ki meşguliyetim olsun. Elimde bir işim olsun. Bekleyecek bir şeylerim olsun… Telefonun başında çocukların aramasını bekleyeyim, pencerenin kenarında çocukların, torunların bana uğramasını bekleyeyim, ağaç yapraklansın diye bekleyeyim, salatalıklar çiçek açsın diye bekleyeyim, domates kızarsın diye bekleyeyim. Öyle şeyler… Zaman kolay geçsin istiyorum ben. Başka derdim yok. Ölüp kapımı çalana kadar bir şeyler oyalasın işte beni.” ~ Bir gün bizim de yaşlanacağımızı bilmeden yaşıyoruz. Ölüm bile daha çok aklımıza geliyordur belki. Yaşlılığı hiç yakıştıramıyoruz ama kendimize. Selime teyzenin yerine koydum bazen okurken kendimi, bazen de çocuklarının. Şükrettim. İkisi için de henüz geç değil. Eski komşularım yaşlı bir çiftti 80 yaşlarında. Her gün çağırırdı bıkmadan. Bir gün gitmesem niye gelmedin derdi. Rahatsız etmek istemediğim için gitmezdim çoğu zaman.Şimdi onları daha iyi anlıyorum. Aynı yerde olsaydık her gün giderdim :) Yaşlılığı, yalnızlığı, beklemeyi anlatan sıcacık bir hikayeydi Selime Teyzenin hikayesi
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,3bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2025 16. kitabı
Okurken zorlanıp ama aynı zamanda çok keyif aldığım bir kitap. Evet, zor bir kitaptı; fakat sorunu kitapta değil, biraz da kendimde aradım. “Kitap mı zor, benim mi odaklanmam zayıf?” Evet, kitabın dili biraz ağır olabilir; fakat ne zaman ki sabah seher saatlerinde okusam ya da gece herkes uyuduğunda sakinlikte okusam, kitabı daha iyi anladığımı gördüm. Belki herkese tavsiye etmek istemeyebilirdim; fakat odaklanmadan dolayı anlamadığımı fark ettiğimde herkese tavsiye edebileceğim bir kitap olduğunu da anladım. Her bölüm 2-3 sayfalık, yaklaşık 40 bölümden oluşan deneme türü bir eser. Kitabın kapağında zaten türünü “felsefe-bilim” şeklinde açıklamış. Felsefeyi sevenler için gerçekten çok güzel bir eser olabilir; fakat felsefe ile ilgilenmeyenler için dili biraz zor kaçacaktır. 40 bölümden beşini bile anlayarak okumak, bu kitabı almak için değer. Gerçekten öyle güzel cümleler, öyle güzel değinilen noktalar vardı ki kitabı okurken hayran kaldım. Bazı bölümlere geldim, o kadar bir şey anlamadım ki “Kitabı sevmiyorum,” dedim. Tekrar diğer bölüme geçtiğimde çok güzel bir cümleye denk geldim; tekrardan kitaba dair düşüncelerim değişti. Tam olarak böyle gitgellerle okuduğum bir kitap oldu ama kitabı kapattığımda “İyi ki okumuşum,” dedirtti. Ufkumu açtığını düşünüyorum. Bana gerçekten güzel şeyler kattığına inanıyorum. Bu yüzden herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap.
Kendini Aramakİhsan Fazlıoğlu · Ketebe Yayınları · 20202,085 okunma
10/10
·590 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2025 01:04
Siyer deyince genelde kronolojik olaylar bütünü olarak çıkıyor karşımıza kitaplar. Ama bu kitap olayları birbirinden bağımsız sadece hissiyatını vermiş. Uzun zamandır aradığım siyer tarzı. Beni çok etkileyen bir diğer siyer kitabı Çöle İnen Nur’du.
Çöle İnen Nur
Çöle İnen Nur
. İkinci olarak da bu oldu. Anlatım tarzı olarak yine benzer. Ama ikisinin de hissiyati çok yüksek. Ben sanki oradayım ve izliyorum. Bu hissi çok seviyorum. Bazı sayfalarda ağladım, bazı sayfalarda gülümsedim. Kitabın yarısında sayılırım daha bitmedi bitecek diye çok korkuyorum ve bu bana çok nadir olur. Bazen bölümün duygu yoğunluğundan kitabın kapağını kapatıp durup düşünüyorum, duvara bakıyorum sadece, ne okudum ben diyorum. Bu hisler çok güzel. Velhasıl okuyunuz efendim!
Hz. Muhammed (sav) için Bülbülün Kırk Şarkısıİskender Pala · Kapı Yayınları · 202413,4bin okunma
Puan vermedi·293 syf.··
2024 25. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2024 01:50
Yazar, kendi yaşadığı bir psikiyatrik tedavi sürecini anlatmış kitapta. Beni en çok etkileyense bu gerçeği iki oğlundan gizlemek için bir süre kitaplarında takma ad kullanmış olması. Kitap karşıma çıkmadan kısa süre önce bir video görmüştüm. Bir şizofreni hastasının ilaçları bırakması üzerine her gün resim yapmaya başlamasıyla alakalı. Ve her geçen gün yaptığı resimlerin farklılaşması (belki de korkunçlaşması diyebilirim). O videodan sonra bu kitabı okumuş olmak beni daha çok etkiledi. Şizofren birinin nasıl düşündüğünü herkes mutlaka bir şekilde merak etmiştir. Önceden derdim ki, kim ne derse desin doğru olması ihtimalden ibaret benim için, çünkü yaşamadığını bilemezsin. Oysa bu kitapta gerçekten yaşamış birisinin anlatıyor olması müthiş. Karakterimiz Deborah’ın (yaş 16) laflarına ise sürekli tebessüm ediyorsunuz öyle sempatik :) Kitabın daha yarısında olmama rağmen şimdiye kadar olan duygularımı paylaşmak istedim. Bitirdiğimde burayı tekrar güncelleyeceğim :)
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
Reklam