ɢüʟʀû

ɢüʟʀû
bir akşamüstü dünyadan geçiyoruz
Müthiş
İkinci el kitapçılara bizi sürükleyen asıl gerekçe kitabı daha ucuza edinmekle birtutulamazdı: El değiştirmiş her kitap, içerdiği metne, yazıya indirgenmeyecek bir varsıllığa daha sahip olurdu: okunmuş olmasını, kitabın içeriğine bir tür deneyim kazanmışlık özelliğinin yüklenmesi sonucuna bağlardık gizliden gizliye.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Öyleyse âkil, daimi mutluluklarla ebedi lezzetleri elde etmeye çaba harcamalı, hayvan gibi su, ot veya samana başını indirmemeli; aksine insan olarak yüksek âleme yönelmeli, cismanî kuvvetleri aklî lezzetlerin sebep ve araçlarını kazanmaya hasretmelidir. Bu neşe de cismani bağlardan ilişkiyi kesip “ ölmeden önce olunuz!” Mesajının gereğince iradî ölümle ölür, ta ki tabiî ölüm kapıya gelince, zaman ve mekan darlığından ‘alâ-yı illiyyiîn genişliğine, âlemlerin Rabbinin kutsal civarının ve peygamberlerle sıddıkların karargahı olan sıdk yerinin genişliğine intikal eder, ebedi tabi hayata kavuşur. Nitekim eflatun şöyle demiştir: “ İradeyle öl, tabiî olarak dirilirsin.” Hürrem ân rûz kezîn menzil-i vîrân birevem Râhât-i cân talebem rez pey cânân birevem (O gün ne mutlu ki yıkık konaktan gideyim, Can rahatını arıyorum cananın peşinden gideyim.)
Bosnalı Müslüman lider Aliya İzzetbegoviç’in ifade ettiği gibi, “Güzel yalanların bir yardımı olmaz. Ama acı gerçekler bir ilaç gibi olabilir.”
Çin, dışarıya karşı kapitalist, kendi halkına komünist, işgal ettiği doğu Türkistan, Tibet, İç Moğolistan gibi yerler için de zalim bir sömürgeci kombinasyonudur.
Çocukluk dönemlerinde sürekli yönetilmiş ya da gerekli rehberlikten yoksun bırakılmış kişiler, kendi seçimleriyle değil, tehditle güdülenirler. Burada tehdit sözcüğüyle anlatılmak istenen gerçek bir tehlikenin yaklaşmasından çok, bir insanın yapması gereken işleri son dakikaya bırakması gibi örneklerdir. Toplumumuz bireylerinde oldukça yaygın bir biçimde görülen bir olgu da, kendi zamanının yönetim sorumlulugunu üstlenmeyi öğrenmemiş olmaktır. Ne var ki, eyleme geçmeyi ertelerken organizmanın harcadığı enerji, o eylemi gerçekleştirerek harcayacağı enerjiden çok daha fazla olduğu gibi, kişinin kendine saygısının azalmasına da neden olur. Çünkü en sonunda eyleme geçmek “ zorunda” kaldığımızda bu artık kendi seçimimiz olamaz. Kendi seçimimizin dışında sürüklenmiş olmanın bedeli ise mutsuzlukla ödenir. Hepimizin içinde var olan “ tembel” e fırsat tanımalıyız, ama zamanını iyi seçerek. •İnsan Olmak/ Engin Geçtan•