Üç değişim etkeni: Azınlık Kuralı, Yapışkanlık Faktörü ve Bağlamın Gücü
Mesajları nasıl daha bulaşıcı hale getirebileceğimizi -yani ürünlerimiz ya da fikirlerimizi olabildiğince çok sayıda insana nasıl ulaştırabileceğimizi- düşünmeye çok zaman ayırıyoruz. Ama iletişimin zor kısmı, bir mesajın bir kulaktan girip diğerinden çıkmamasının nasıl sağlanacağını bulmaktır.
Yapışkanlık bir mesajın etki yapması anlamına gelir. Onu kafanızdan çıkarıp atamazsınız. Hafızanıza yapışıp kalır.
Size söylediğim şeyi anımsamazsanız davranışınıza neden değiştiresiniz, Neden benim ürünümü alasınız ya da neden benim filmi izleyesiniz?
Zayıf bağların gücü: tanıdıklar bir sosyal güç kaynağına temsil eder ve ne kadar fazla tanıdığınız varsa o kadar güçlü olursunuz.
Ağızdan ağıza yayılan salgınları kontrollerinde bulunduran üç insan tipi: Birleştirici (çok insan tanır), Erbap (bilgiyi bir araya getiren), Satıcılar
Bir toplumsal salgında Erbaplar, veri bankalarıdır. Bunlar, mesajı iletir. Birleştiriciler, sosyal çimentodur; mesajı yayarlar. Satıcılar duyduklarımıza inanmadığımızda bizleri ikna etme becerileri olan insanlardır.
Küçük şeyler, büyük şeyler kadar büyük bir fark yaratabilir (kulaklık araştırmasında kafasını aşağı yukarı sallayanlar kabul ederken, sağa sola sallayanlar kabul etmemiştir).
Sözlü olmayan işaretler, sözlü işaretler kadar veya onlardan daha önemlidir. Bir şeyi söyleme şeklimiz, söylediğimiz şeyden daha önemli olabiliyor.
İkna, çoğu zaman bizim fark etmeyeceğimiz şekilde gerçekleşmektedir.
Güçlü ya da ikna edici bir kişiliğin anlamı, kısmen karşınızdaki kişileri kendi ritimlerinize çekebilmeniz ve etkileşimin koşullarını onlara dikte edebilmenizdir.
Duygu içeriden dışarıya yansıdığı gibi bunun tam tersi de mümkündür. Yani eğer sizi gülümsetebilirsem sizi mutlu