Ayetler ve hadisler ışığında baktığımızda bela ve musibetlere hamd etmemiz, iyi şeylere ve verilen nimetlere ise şükretmemiz gerektiğini söyler.
Şükür; Arapça bir kelimedir ve verilen ikram ve yapılan iyilik karşılığında bir teşekkürdür. Allahım arttır demektir. Ayrıca bir insana da yaptığı iyilik karşılığında şükredilebilir. (Teşekkür)
Hamd; övme, yüceltmedir. Sadece Allah'a hamd edilir. (Bknz. Fatiha süresi) Yaşadığımız kötü olaylar sonrası ya da bela sonrası bir ders çıkarma, ve bunlardan dolayı isyan etmeyip tevekkül etmedir ki böyle bir nimeti, yüceliği sadece Allah verebilir.
Hamd ve Şükür edeceğimiz yeri bilmek hayatımıza olumlu anlamda özellikle de inancımız konusunda bize bir yol gösterici olmaktadır. Bu iki kavramı ayırt etmek bu yüzden önemlidir.
Sabır istemek insana bela getirir.
Sabır; tahammül etme, katlanma anlamına gelir. O yüzden hiçbir sebep yokken Allah'tan sabır istemek Allah'ım bana bela ver sonra da sabır ver demektir. (bknz. Tirmizi-Daavat)
Sabır istemek yerine sabretmek daha uygun olur. Çünkü; dünyada sabretmemiz gereken şeyler bela ve musibet, günahlar ve ibadetlerdir. (Bakara/45-153-155-156 ve daha bir çok ayette sabır açıklanmıştır.)
Sabır; mücadeledir, dayanmadır, karşılığını Allah'ın muhakkak vereceğini bilerek sebat etmektir.
Allah sabredenlerle beraberdir.