IGNAZIO SİLONE, bugünkü hür İtalyan edebiyatının en kuvvetli simalarından biridir. Milletinin mukadderatına karşı
gösterdiği candan alaka yüzünden, İtalya'dan çıkmağa mecbur edilmiş, İsviçre'de yerleşmiştir. Gençliği Güney İtalya'daki köylüler arasında geçmiş, kısır topraktan ekmeklerini tırnaklarıyla söküp alan bu insanların kahramanca mücadelesi onun kafasında silinmez izler bırakmıştır. İlk yazılarıyla birlikte yurdunun çalışan insanlan İçin mücadeleye başlamış, fakat faşist rejimin takibatına uğramıştır.
Edebî bir eseri asıl yazıldığı dilden değil de, ikinci bir dilden tercüme etmek, daima tehlikeli, türlü hatalara elverişli bir yoldur. Sanat eserinin dili, diğer yazılı eserlerden farklı olarak, canli bir mevcudiyettir.
Halkçı bir edebiyatın ancak realist alabileceği izaha ihtiyaç göstermeyecek kadar açık bir hakikattir. Halk alelûmum realist olduğu ve tahriften hoşlanmadığı için, hakikatleri maksatlı veya maksatsız, şuurlu veya şuursuz değiştiren muharrirlerden de pek hoşlanmaz. Yalnız bu realizm, naturaliizme pek benzeyen diğer realizm İle karıştırılmamalıdır. Realist olacağım diye hayatta vakıa halinde mevcut bulunan romantizmi inkar etmek saflık olur. Zaten ben bu izimlerden pek bir şey anlamam. Benim için sadece hayat ve insan vardır, bin türlü tezahürleriyle bugün realist, yarın romantik, öbür gün natüralist olan hayat ve insan. Muharrir yalnız görüşünde değil, yazışında da bu hayat gibi olmalı, yani her şeyden evvel bir insan olmalıdır...