Iraz

Iraz
𝓜𝓾𝓼𝓽𝓪𝓯𝓪 𝓚𝓮𝓶𝓪𝓵 𝓐𝓽𝓪𝓽𝓾̈𝓻𝓴 ... Je ne suis pas parfait... Evrene saygı duy, Doğayı Koru, Yaşamı Kutla (Tengri Biz Menen) Gökoğuz Yeri Rumeli ️ Bruno,Źiźek
Çin
Devletin ekonomik faaliyet üzerindeki kontrolünü sıkılaştırması ve denizaşırı ticaretin yasaklanmasıyla Ming ve Qing hanedanlıklarında işler kötüye gitmeye başladı. Ming ve Qing dönemindeki Çin'de elbetteki pazarlar ve ticaret vardı ve hükümet iç ekonomiye çok az vergi uyguluyordu. Yine de bunun inovasyonu desteklemeye pek faydası yoktu. Ticari ve endüstriyel refahın gelişimi yerini siyasi istikrara bıraktı. Ekonominin mutlakıyetçi yönetim altında olmasının sonucunu tahmin etmek de zor değildir: 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında diğer ekonomiler sanayileşirken Çin ekonomisi durgundu. Mao 1949'da komünist rejimi kurduğunda Çin dünyanın en yoksul ülkelerinden birine dönüşmüştü.
Sayfa 217 - Doğan Yayınları·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çin
960 ve 1279 yılları arasında Song hanedanı yönetimindeki Çin sayısız teknolojik inovasyonla dünyaya liderlik etti. Saati, pusulayı, barutu, kâğıdı ve kâğıt parayı, porseleni ve dökme demir yapmak için maden eritme ocağını Avrupa'dan önce buldu. Çıkrık ve su gücünü, Avrasya'nın diğer ucunda ortaya çıktıkları dönemle hemen hemen aynı dönemde bağımsız olarak geliştirdiler. Sonuç olarak belki de 1500'de Çin'in yaşam standardı en azından Avrupa'nınki kadar yüksekti. Çin yüzyıllar boyunca kamu görevlerinin meritokratik bir sistemle belirlendiği merkezi bir devlete sahipti.
Sayfa 215 - Doğan Yayınları·Kitabı okudu
İspanya
Kastilya ve Aragon birleştiğinde İspanya, ekonomik yönden Avrupa'nın en başarılı bölgeleri arasındaydı. Mutlakıyetçi siyasi sistem yerleştikten sonra da bir süre böyle devam etti. Ancak 1600'den itibaren ekonomi tam bir düşüşe geçti. Reconquista sonrası Isabella ve Ferdinand'ın neredeyse ilk işi, Yahudilerin mülküne el koymak oldu. İspanya'daki yaklaşık iki yüz bin Yahudi'ye ülkeyi terk etmeleri için dört ay süre verildi. Topraklarını ve mülklerini düşük fiyattan satmak zorunda kaldılar. Altın ve gümüşlerini ülke dışına çıkartmalarına da izin verilmedi. Yalnızca bir yüz yıl sonra, benzer bir insanlık trajedisi tekrar edecekti. 1609 ve 1614 yılları arasında III. Felipe, İspanya'nın güneyindeki eski Arap devletlerinde yaşayanların torunları olan Moriskoları sınır dışı etti. Tıpkı Yahudiler gibi Moriskolar da yalnızca taşıyabilecekleri bir yükle ülkeden ayrılabildiler ve yanlarında altın, gümüş ya da başka değerli metal götüremediler.
Sayfa 204 - Doğan Yayınları·Kitabı okudu
Osmanh'nın fazlasıyla mutlakıyetçi ve sömürücü kurumla ri göz önüne alındığında sultanın matbaaya neden karşı olduğunu anlayabiliriz.Kitaplar fikirleri yayar ve halkın kontrolünü zorlaştırır. Bu fikirlerin bazıları ekonomik büyüme açısından değerli yeni yollar sunabilir ancak bazıları yıkıcı olabilir mevcut siyasi ve toplumsal durumu zora sokabilir.Kitaplar okur yazar olan herkesin bilgiye kolayca ulaşmasını sağlayarak sözlü bilgiyi kontrol edenlerin gücünü zayıflatır. Bu da bilgiyi kontrol eden elitlerin mevcut durumuna bir tehdit oluşturur.Bunun sonucunda oluşacak yaratıcı yıkım Osmanlı sultanlarını ve ulemayı korkuttuğu için çözümü kitap basımını yasaklamakta buldular.
Sayfa 201 - Doğan Yayınları·Kitabı okudu
Osmanlı Devleti ve Avrupada matbaacılık
Müteferrika'nın matbaanın faaliyete geçtiği 1729 yılıyla faaliyetin durduğu 1743 yılları arasında yalnızca on yedi kitap basabilmesi de şaşırtıcı değildir. Ailesi bu geleneği sürdürmeye çalıştıysa da, matbaanın faaliyetini tümüyle durdurdukları 1797 yılıma dar yalnızca yedi kitap daha basıldı. Osmanlı İmparatorluğu'nun Türkiye'deki merkezi toprakları dışında ise matbaacılık çok daha geride kaldı. Örneğin Mısır'da ilk matbaa ancak, Napoleon Bonaparte'ın başarısızlıkla sonuçlanan ülkeyi ele geçirme girişuminin bir parçası olarak, 1798'de Fransızlar tarafından kurulmuştu. 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar Osmanlı İmparatorluğu'nda kitap üretimi, mevcut kitapları elle kopyalayan kâtipler tarafından yapılıyordu. 18. yüzyıl başlarında İstanbul'da seksen bin kâtip olduğu tahmin edilmektedir. Matbaaya karşı bu direniş okuryazarlık, eğitim ve ekonomik başarı açısından bariz sonuçlar doğurdu. 1800'de İngiltere'deki yetişkin erkeklerin yüzde 60'ı ve kadınların yüzde 40'ıyla kıyaslandığında Osmanlı İmparatorluğu vatandaşlarının yalnızca yüzde 2 ila 3'ü okuma yazma biliyordu. Hollanda ve Almanya'da oku ma yazma oranı çok daha yüksekti. Osmanlı toprakları bu dönemde, yetişkinlerin yalnızca yüzde 20'sinin okuma yazma bildiği Portekiz gibi Avrupa'nın eğitim düzeyi en düşük ülkelerinin de çok gerisinde kalmıştı.
Sayfa 200 - Doğan Yayınları·Kitabı okudu