Umut Oğuz

Umut Oğuz
@RustinCohle99
Amor fati
Endüstri Mühendisi
Lisans
İstanbul
Beyoğlu, 25 Haziran 1999
24 kütüphaneci puanı
202 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"Sahip olduklarımı yok eden kurtarıcı, benim ruhumu kurtarma savaşındadır. Bütün aidiyetleri yolumdan kaldıran öğretmen beni özgür kılacaktır."
Sayfa 119 - Tyler·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Albay Aureliano Buendia yün battaniyesine sarınarak, siyasal danışmanlarının arasındaki sandalyeye oturdu ve elçilerin önerilerini dinledi. Öncelikle, Liberal toprak sahiplerinin desteğini yeniden kazanmak için, tapu kadastro kayıtlarını kurcalamaktan vazgeçmesini istiyorlardı. Sonra Katolik kitlelerin desteğini sağlamak için, din adamlarının nüfuzuyla uğraşmayı bırakmasını istiyorlardı. Son olarak da aile bütünlüğünü korumak amacıyla, evlilik dışı doğmuş çocuklara eşit haklar verilmesini amaçlamaktan vazgeçmesini istiyorlardi. İstekler okunulup bitince, Albay Aureliano Buendia gülümsedi. "O halde," dedi, "yalnızca iktidar için savaşıyoruz demek ki." Delegelerden biri, "Bu değişiklikler taktik gereği," diye atıldı. "Şu sıra önemli olan şey, savaşın halka dayanan tabanını genişletmektir. Sonra, bunları yeniden ele alırız." Albay Aureliano Buendia'nın siyasal danışmanlarından biri, dayanamadı, adamın sözünü kesti. "Burada bir çelişki var," dedi. "Bu değişiklikler yararlı ve yerinde ise, o zaman Muhafazakâr rejim de iyi demektir. Dediğiniz gibi, savaşın halka dayanan tabanını bu değişikliklerle genişleteceksek, Muhafazakâr rejim geniş bir halk temeline dayanıyor demektir. Sözün kısası, demek oluyor ki, biz yirmi yıla yakın süredir halkın duygularına karşı savaşmışız." Sözünü daha da sürdürecekti, ama Albay Aureliano Buendia bir işaretle susturdu onu. "Zamanınızı boşuna harcamayın, doktor. Önemli olan, bundan böyle iktidarı ele geçirmek için savaşacağımızdır," dedi gülümseyerek, delegelerin uzattığı belgeleri aldı, imzalamaya hazırlandı. "Madem böyle, biz de kabullenmekte bir sakınca görmüyoruz," diye sözünü tamamladı.
Sayfa 192·Kitabı okudu
1000Kitap
İktidar sarhoşluğu, tedirginlik dalgalarıyla dağılmaya başladı. Albay Aureliano Buendia, erişilmez gücün yalnızlığına battı ve ne yaptığını bilmemeye başladı. Komşu köylerde kendisini coşkun gösterilerle karşılayanlardan rahatsız oluyor, köylülerin düşman tarafa da aynı gösterilerde bulunduğundan kuşkulanıyordu. Nereye gitse kendisine kendi gözleriyle bakan, kendi sesiyle konuşan, kendisinin onlara duyduğu güvensizliği ona duyan ve oğlu olduğunu söyleyen bir yığın delikanlı çıkıyordu karşısına. Aureliano kendisini oraya buraya dağılmış, çoğalmış buluyor, büsbütün bir yalnızlığa gömülüyordu. Kendi subaylarının bile yalan söylediğine inanır oldu. Marlborough Dükü'yle çatıştı. "İnsanın en iyi dostu, ölmüş olan dostudur," diyordu. Kendisini hep aynı yerde, ama her sefer biraz daha yaşlanmış, biraz daha yorulmuş, olanların nedenini nasılını, hatta zamanını biraz daha bilmez durumda yakalayan o bitmez tükenmez savaşın kısırdöngüsünden, sonuçlanmamasından usanmış, tükenmişti.
Sayfa 190 - Albay Aureliano Buendia·Kitabı okudu
1000Kitap
"Yirmi dört yaşındayken ne kadar hızlı düşebileceğin konusunda hiçbir fikrin yoktur; ama ben hızlı öğreniyordum."
Sayfa 118 - Marla·Kitabı okudu
Albay Aureliano Buendia, o günlerde, ileri gelen asi komutanları ikinci kez toplantıya çağırdı. Bu toplantıda her çeşit insan vardı: Ülkücüler, gözünü hırs bürüyenler, serüven arayanlar, toplumla bağdaşamayanlar, adi suçlular bile geldi. Zimmetine para geçirdiği için yargılanmaktan kaçıp isyancılığa sığınan eski bir Muhafazakâr yetkili bile vardı aralarında. Çoğu neden savaştığını bile bilmiyordu. Değer yargılarındaki ayrımlar yüzünden bir iç patlamanın eşiğine sürüklenen bu her boyadan boyalı toplulukta, bir tek otorite sivriliyordu: General Teofilo Vargas. General, okuması yazması olmayan, görgü, terbiye bilmeyen, adamlarını kendine körü körüne inandıran, Tanrı'nın kendisine ödevler verdiğini çevresindekilere yutturan, düzenbaz, saf kan bir Kızılderili'ydi.
Sayfa 189·Kitabı okudu
1000Kitap