Rumeysa

Rumeysa
@Rustylake
☆⋆。🪼𖦹°
Karma bir tohum gibidir. Tohumlar meyveye dönüşür. Karma da doğal bir sonuçtur. Kötülük birikir. Yaşama biçimini, dünyayı algılama şeklini etkiler. Kötü şeyler yaptığında dünyayı küçük, bencil ve zalim görürsün. Cehennemde yaşadığın şey de işte o ilk kötülüğün son dalgalanma etkisidir. Tam olarak istediğini alırsın. Ve bence cehennemin bütün amacı, sana istediğini tüm boyutlarıyla göstermektir.
Alice, Atinalıların da böyle hissedip hissetmediğini merak etti; Truva'yı yağmaladıktan sonra eve dönerken, eşleri ile çocuklarını on yıl boyunca geride bırakmışken ve tüm bunları yalnızca Agamemnon için yapmışken... Savaş buna değer miydi? Her şey ne içindi? Bilmiyorlardı. Ama elbette, başka hiç kimsenin anlayamayacağı o zorlukların, o uç deneyimlerin bir anlamı olmalıydı. Bu uçlara dayanabilmekte bir tür erdem vardı. Karakterin kanıtı. Onun gibi bir şey.
kitaplardan oluşan bir yığın yatıyordu. Sevincim öyle büyüktü, aldığım keyif o kadar derindi ki okumaya başlamakta tereddüt ediyor ve kitapları şefkatle evirip çevirmekle yetiniyordum. Yüzüme bir gülümsemenin yayıldığını hissediyordum, epey aptal bir gülümseme olsa gerekti, ama yazı karakterlerine, vinyetlere, resimlerin tavizsiz ve muhteşem basitliğine hayran hayran bakarken gülümsememe hâkim olamıyordum. Tüm bunlarda ne kadar çok akıl ve güzellik hissi vardı! Sadece şu harfi meydana getirmek için bile kaç insanın çalışması, araması, ne kadar çok yetenek ve zevkin işe katılması gerekmişti, öyle sade ve zarif, öyle zeka dolu, birbirine geçen çizgicikleriyle öyle ahenkli, ifade gücü öyle yüksekti ki.
-Biz ölüler canlıların üstüne uzanırız. Üşümüyorsun ya? -Üşümüyorum. - İyi misin? -Ölüyorum. - Uyan ve bağır. Uyan ve bağır. Gidiyorum ben...
Bir düşün: İnsana onlarca, yüzlerce yıl merhamet, sağduyu ve mantık öğretip, onu bilinçlendirdim diyemezsin, her şeyin bir bedeli var. En önemlisi de bilinç. İnsanlar acımasızlaşabilir, hassasiyetlerini yitirebilir, kan, gözyaşı ve acı görmeye alışabilirler, tıpkı kasaplar, ya da bazı doktorlar ya da askerler gibi; ama hakikati bir kere öğrendikten sonra ondan vazgeçmek nasıl mümkün olabilir? Benim fikrime göre bu imkânsız. Çocukluktan beri bana hayvanlara eziyet etmememi, merhametli olmamı öğrettiler; okuduğum bü-tün kitaplar da bunu öğretti ve sizin kahrolası savaşınızdan zarar görenlere öyle acıyorum ki canım yanıyor. Ama işte zaman geçiyor ve tüm bu ölümlere, acılara ve kana alışmaya başlıyorum; gündelik hayatta da daha duyarsız, daha tepkisiz olduğumu ve yalnızca en kuvvetli itkilere cevap verebildiğimi hissediyorum, ama savaş gerçeğinin kendisine alışamıyorum, esasen akılsızca olan bu şeyi anlamayı ve açıklamayı aklım reddediyor. Bir milyon insan bir yerde toplanıp edimlerine haklılık kazandırmaya çalışarak birbirini öldürüyor ve hepsi eşit derecede hasta ve hepsi eşit derecede mutsuz. Delilik değil de nedir bu?