Rüzgarlara karşı tek başına direnirken, fırtınanın ortasındaki sessizlikte yalnızlığın tadını çıkar.
Çünkü yalnızlık, yaşama tutunmana sebep olan en büyük güçtür.
Çünkü sadece yalnızlar; hayatlarına anlam katacak olanı bekleyip merak ettikleri için, yaşamak adına savaşırlar...
“Başkaları hep bölmeye çalıştı,
Sen ise beni senden çıkarmaya.
Sen hep çarpmayı tercih ettin,
Ben toplamaya çalıştıkça.
Bir örnek vermek gerekirse matematikten,
Bir daire gibiydik seninle,
Merkezde sen, eşit uzaklıkta ben.
Ne kadar istediysem de gitmeyi
Bir türlü çıkamadım içinden.
Ne tanjant umurumdaydı ne sinüs
Hatta ne kadar eğri varsa çıkardım hayatımda
Sen ister kabul et, ister etme
Aynı düzlemde paralel olmayan iki doğru
Bir gün muhakkak buluşur aynı noktada..
Sezer Özsoy kaleminden..
İnsanın kendisini bildiği bir yoldaşa ihtiyacı vardır bazen. Mutlu olmak için değil mutsuz kalmamayı öğrenmek için gerek duyar bu yoldaşa. İnsanlar tarafından canı yandığı için ister bunu. Ama en çok da aynı noktadan tekrar hançerlenmemek için hayatı tekrardan tanıması gerekir. İşte ben de bu kitapta en çok kendimiz olmayı, kendimize bile kapatmayı yegledigimiz o iklimi ortaya çıkarmaya çalıştım. Bazen fırtınayla bazen masmavi bir gökyüzüyle. Kim ne derse desin bizim en çok kendimizi tanımamıza ihtiyacımız var.
Herkesin bir yolu var. Düşündüğü ve savunduğu bir gerçeği var. Kimse bir an olsun karşısındaki insanı anlamaya çalışmıyor. Bildiği bir şeyleri var ya herkesin, kimse ondan şaşmıyor. Kim neyi anlamak istiyorsa onu anlıyor. Kim neyi görmek istiyorsa onu görüyor, kim neyi duymak istiyorsa ona kulak veriyor. Yani kısaca herkes işine geldiği gibi davranıyor. Herkes almış eline bir saz, kendi türküsünü söylüyor.