"Bahar geldi, gördün mu? Ben gördum. Bir çingene kızının göğsündeydi. Bir insan kokusu duydum, Mürüvvet'te. İsmi Mürüvvet'ti. Çayırlara uzanmıştı. Dişlerinin koyu sarıya çalar bir beyazdı. Ağzı ot kokuyordu. "Gözleri siyah bir çiçekti; insanlarda açan.." Büyük kentin eteklerinde, kıyılarında yaşayan yoksul insanları, iç içe yaşadıkları doğadan (kırdan, ormandan, denizden) koparmadan çizmede, Sait Faik'in üstüne yoktur sanırım. Onun kaleminden tanıdığımız insanları, yerleri, kendi gözüyle görmüş gibi bir sahicilikle kavrarsınız, sonra da yeni yüzlere, yeni yerlere biraz da o gözle bakmaya başlarsınız. "Kişi, uğraşı neyse öyle kokmalı," sözü, Sait Faik için çok geçerli.. Onun karanlıklar içinde bile ışıyan şiirini, umudunu, öykülerindeki kır çiçeği kokusunu da açıklıyor.