Spoiler içerir dememe gerek yok sanırım çünkü kitabın arkasında zaten olay açık şekilde anlatılmış; Hasan annesi Esme'yi öldürüyor. Peki neden ve nasıl? 9 yaşında bir çocuk neden deli gibi sevdiği, bağlı olduğu annesini öldürür?
Son günlerde okuduğum kitapların çoğu tesadüfi şekilde sonu belli olan romanlar oldu(Kırmızı Pazartesi, Bir İdam Mahkumunun Son Günü). Ve galiba bu şekilde olması daha cezbedici hâle getiriyor romanı.
İçerik konusuna biraz değinecek olursak; Esme yazarın değimi ile "melek soylu, melek yüzlü, melek huylu bir kadın" ve böyle olunca da isteyeni çok oluyor. Halil de bu melek yüzlü kadının büyüsüne kapılıyor her ne kadar Esme istemezse de kadının duygu ve düşüncesinin zerre değerinin olmadığı bir döneme denk geldiği için ona zorla sahip olunuyor. Gel zman git zaman Esme'nin Hasan adında bir oğlu oluyor yani Esme için yeniden güneş doģuyor. Tabi işin içine Esme'nin aşığı Abbas girince ortalık mahşer yerine döner. Uzun lafın kısası bu aşk Halil, Abbas ve Esme' nin sonu olur.
Yaşar Kemal o zamanın Çukurova'sını şu cümleler ile özetler:" Çukurova insanları gittikçe zalim, kötü, sevgisiz oluyorlarmış... Dost diyecek hiç dost kalmamış. Herkes herkesin gözünü oyuyormuş, beş kuruşa insan babasını öldürürmüş" ve içimden bir ses sadece Çukurova mı diye sorar...
Aslında çoğu yerde sinirlenmedim değil, çok fazla küfür vardı özellikle güzelliğini övüp durduğu Esme ile ilgili onca küfür sinir bozucuydu. Tabi Yaşar Kemal'de haklı kadının değeri var mıydı ki, insanlar olan biten tüm günahın yükünü Esme'ye değil de kime yükleyeceklerdi. Hasan, dünyanın en masum, dünyanın en büyük canavarı. Esme dünyanın en ahlaklı, dünyanın en ahlaksız kadını.Neydi bizim toplumun sloganı" Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.."Yaşar Kemal yılan metaforu üzerinden toplumun akıtmış