Bütün yaşamımı birilerinin yanında durarak geçirmiştim. Birilerinin bana açtığı boşluklara sığmış, taşmamış, yükselmemiş bile ama kurumamış da orada eski bir göl gibi durup beklemiştim.
Bizi ayıran ay tutulduğunda sular duruldu.
Yolumuz uzundu.
Hiçbirimiz konuşmadık ve yakut sandığımız taşlardan kolyeler yaptık.
Güneş doğarken en güzel giysilerimizle limana ayak bastık.
Hatırlasana unutabilir misin,
bir lokma ekmek dilenen köpekler gibi
senden bir parça bilgi edinmek için geçirdiğim günleri?
Yokluğunda sana iki satır yazabilmek için dünyadan elimi eteğimi çektiğimi.
Hayat özsuyunu kaybedip de minimini sapı kendisini tutamayarak yere düşen, çürüyüp mahvolmaya mahkum olan şu yaprağın düşüşü hayatın hakikatini bana gösteriyordu, gösteriyordu…