Carekê Mark Twain di rewşekî hêvî û bawerî û bêaqiliya zêde de gotibû ; Terka xeyalên xwe nekin. Dema ew biçin belkî hûn dikarin hebûna xwe bidomînin, lê wê bê maneya ku we dev ji jîyanê berdaye
Nitekim “Diyarbekir’de görevli bir Türk Subayı olan Binbaşı Halit” bey de, 1900’ların başında “Kürtçülüğün Kâbesi” olarak bilinen Diyarbekir’de doğmuş olan Ziya Gökalp’in, otoriter Türk milliyetçiliğini benimsemiş bir rejimin fikir babası olma sürecini başlatan, ilgilenenler için (merak konusu olması gerekmez mi? Nitekim bunun farkına varanlar için) hep merak konusu olagelmiştir.”
Nitekim Robat’da adı geçen “Ziya Gökalp'ın büyük çilesi KÜRTLER kitabında; “Türkçülüğün esaslarını belirleyen birisinin Kürtler arasından çıkması da, bana daima kocaman bir paradoks (çelişki) olarak görüldü.”
Doğrudur, Kürtler açısında, “Gökalp’in düşüncelerinin yarattığı yıkımın sonuçları ortadadır.” Fakat yukarda belirttiğimiz gibi, Kürtlerin ulusal bince varması için Gökalp’ın bunu amaçlayıp göze aldığını yazmamışmıydık?
“Kürt kimliğini inkar etmesi ve Turan hayallerine kapılması Ziya Gökalp’i bayağı rahatsız edecektir.” Kürt Ziya ile Türk Ziya’nın çekişmesi, onu hem ruhsal olarak, hem de fizik olarak önemli ölçüde yıpratır. Henüz 48 yaşında olmasına rağmen, bu şokun etkisinden bir türlü kurtulamayarak, genç yaşta ölür. (Rohat, age)
Derin bir nefes alın, etrafınıza bakın ve kendinize şu soruları sorun : Ne görüyorum? Ne duyuyorum? Ne hissediyorum? Ne seziyorum, Etrafımdaki ve içimdeki bu anın özü ne?