O sırada Fugui sabanını sürerek onlara doğru yaklaştı
ve şöyle dedi: "İnsanların unutmaması gereken dört kural
vardır: Yanlış söz söyleme, yanlış yatakta uyuma, yanlış
eşikten girme, elini yanlış cebe atma."
Ne bu zulüm ne bu işkence .
Bitmeyen bir zalimlik gökten yağan bombalar eşliğinde.
Açlıktan ölüyor Gazze
Nerde sınırları yok olmuş insanlığınız.
Bitmeyen azap içinde aylardır yaşıyoruz.
Sesimizi kim duyar diye feryad ediyoruz.
İnsanlık aleminden merhamet bekliyoruz.
Öldük hep birlikte hep birlikte gömüldük toprağa.
Umut kalmadı artık bizim için.
Kahpe bir rüzgar esiyor Gazze'de
Artık açlıktan ölen bedenlerimiz
Cılız ve sahipsiz cenazelerimiz.
Öldük biz ,artık kurtarmayın bizi
Hesabı sorulur mahşerde
Onca masum bedenler yatar birlikte
Cennet içinde bir Gazze Gazze içinde bir cehennem.
Ah benim kardeşim nerde?
Ah benim Müslüman kardeşlerim neredeler?
Peygamber üzülüyor inanki bu halimize
Sığmıyor artık bu acılar Gazze'ye ...
Artık ne söylesem az gelir bu zulme...
Sen gidince Yolumu kaybettim.
Kırıldı tutunduğum ne varsa.
Paramparça oldu yüreğim.
Aşk ateşiyle yandım sevdiğim.
Ne tadı var hayatım ne tuzu
Tatda sen tuzda senmişsim meğer
Uzanıp gidiyorum sonsuzluğa
Her yerde sen varsın seninle yaşıyorum ben.
Ruhum zindanında kilitli kalmış
Bir mahkûm gibiyim
Güneş hayatımdan silinmiş
Puslu bir gece kalmış bana.
Rüzgar senin elin olsun.
Uzaklardan aşıp gelsin yanıma.
Ben uykudayken okşasın saçlarımı
Dağınık bir viraneye ellerin değsin .
Ruhun dolaşsın her yerimde
Kana kana içeyim seni en derinde
Söz kalmasın söylenmeyen aramızda
Seni öyle seveyimki kıskansın alem
Yetermi bilmem gücüme ne hacet
Kalmadı mecalim sensizlikte
Sesini getirsin rüzgar değsin yüreğime
Çatıları yıkılmış evim dönsün saraya.
Ah benim sırma saçlı sevdiğim
Rüzgar senin elin olsun
Çıkıp gelsin yanıma
Sinsin senin kokun her tarafıma.