Kitap Şiir

Kitap Şiir
@S1sss
Yollar mesafeler engelmi sevgimize? Varlığında vücut bulmuş hayatım. İşte senin ellerinde. Oku beni yaz beni ,SEV BENİ
Şimdi Bombaladılar bizi.
Şimdi bizi bombaladılar Cesedim bin parcaya bölündü Beton bloklar arasında sıkıştı ruhum Dünya ôldü, ben öldüm. Hayatımızı geleceğimizi, Aldığımız her nefesimizi, bombaladılar. İnsanlığımız kalmadı. Niye burda durayım ki ey dünya . Benden uzakta olsun sizin dünyanız Ben ruhumun peşindeyim Sevgi kırıntısı kalmamış bu dünyada İsyanım benim tüm acılara.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hımm
Aşkın da arması vardır, Kontes bunu gizlice çözdü. Yarasına dokunulmuş hastanın çığlığını andıran o keskin bakışlarından biriyle baktı yüzüme: hem utanmış hem de memnun olmuştu. Ama ne büyük bir mükafat vardı bu bakışta! Onu mutlu kılmak, onun yüreğine serinlik serpmek, insana ne güç verici şeydi böyle!
Etkileyici...
Ò anda, bir Doğu şiirinin parıldaması gibi ruhumda parıldayan bir kadın parfümü hissettim. Yanıma oturan kadina baktım; gözlerim kamaşt. $enlik bu kadar kamaştıramamışti; benim bütün şenliğim o olmuștu artik. Eğer be- nim önceki hayatım ı iyi anladıysanız, kalbimde kaynayan duyguları çok iyi fark edersiniz. Gözlerim aniden, üizerlerinde yuvarlanabil- meyi istediģim beyaz dolgun omuzlara, sanki ilk defa açikta kal- mış da kızarmış gibi görünen hafifçe pembeleşmiş, bir ruh taşıyan edepli ve ipek bir kumaş gibi parlak teni ışıkta parlayan omuzlara takıldı kaldı. Elimden çok daha cesur davranan gözlerim, iki omuz arasındaki çizgide gitti geldi. Üst tarafindan korsesini görebilmek için yükseldim, kalbim şiddetli çarpıyordu; bir tülün iffetle örttüğü gerdan beni tamamen þüyüledi; gök rengi ve mükemmel yuvarlak memeleri dantel kıvrımlarinın içinde nazlı nazlı yatıyorlardı. Bu gü- zel kadının en küçük ayrıntısı bende sonsuz zevkler uyandırıyordu: küçük bir kızınki gibi kadifemsi boynunun üstünden kayarcasına inen saçların parlaklığı, tarağın șekillendirdiği beyaz hatlar ve ha- yalim, sanki yeni açılmış keçi yollarında koşuşturup duruyordu ve bütün bunlar aklımı başımdan aldi. Kimsenin beni görmediğinden emin olunca annesinin memesine atlan bir çocuk gibi o sirta gö- müldüm, başımı gezdirerek omuzlarının her tarafinı öptüm. Kadin, delici bir attı müzigin sesinden çiğlik duyulmadı; döndü, beni gördü ve "Mösyö, ne yapıyorsunuz?' dedi; iyi ki söyle demedi: "Kerata, ne oluyor size böyle?" iște o vakit onu öldürürdüm; ama șu 'Mösyö!" kelimesine gözümden yaslar bosandı. Aska davet eden sirtla uyum içindeki kül rengi saclarinin muhteşem taciyla taç- lanmış başınin, kutsal bir öfkenin canlandırdiğı bakışı altında tas kesildim. Yüzünde hakarete uğramış utlu bir kadinin lal rengi
İşte buyur...
Bugün benden geçmişimi is- tiyorsun, işte buyur. Yalnız, şunu iyi bil ki Natalie, sana itaat etmekle kimsenin dokunamadığı iğrençlikleri ayaklar altına almam icap etti. İyi de bazen tam da mutluluğun tadını çıkarırken dalıp gittiğim ani ve uzun hayallere şüpheyle yaklaşmak niye? Sessiz sessiz dururken senin o se- vilen kadına has öfkenin sebebi ne ola? Neden sebeplerini sormaksızın kişiliğimdeki aykırılıklarla oynayabiliyorsun? Kendini affettirebilmen için benim sırlarıma ihtiyaç duyan sırların var mı kalbinde?
Sonbaharımda..
Belki içinden geçer. Yanlızlığım kalbine çarpar Yörük çadırları yollarda meleşen kuzular Soğuk bir iklim mevsim sonbahar. Yolum yolunla kesişirmi bilmem Yük kervanları geçer gider Ben seni beklerim yolun sonunda Ömrüm sonbaharında. Belki içinden geçer yanlızlığım Sükut etmiş düşüncelerim Kelepçeli yüreğim sessiz ve mağrur Gelir yük gemileri geçer. Bir sen gelmezsin düşüncelerimden Bir sen gelmezsin kalbimden Bir sen bir de bekleyen kalbim Yolun sonunda sonbaharımda ...