Buralar bildiğin gibi,
Biraz kar,biraz yağmur,
Sonra peşinden ılık ılık esen rüzgar
Sen gittiğinden beri değişen birşey yok .
Yine ruhumdan hüzün şelaleri akıyor.
Yanlızlık romanları baş ucumda
Sessiz sedasız yaşıyorum
Sensiz sevgisiz yaşıyorum.
Anlatacak ne varki
Sen olmayınca anlatacak birşey kalmadı.
Büyükler gittiler senden sonra
Kocaman evde yapayanlız kaldım
Hasretin gıcırtıları gece uyutmuyor beni.
Karanlık kafamın içi gibi kapalı
Işıksız matemi ne vuruldum
Koşmaktan çok yoruldum.
Sana yaklaşılıyorum yaşlı gözlerimle
Senden medet umuyorum sonsuz sevgime
Aşk yok sevgi yok umutsuzluk her yerde
Kalpler taş yürekler vicdanlar boş
Kırık kalbim aşkınla lekeli
Her zerrem sana sesleniyor
Sesim kısıldı yüreğim yavaşladı
Duymuyorsun beni , görmüyorsun beni
Sana en içten sevgilerimi gönderiyorum
Ulaşılmaz aşkınla ben başbaşayım
Kalem yıkılmış hasret ateşi sönmüş
Yakıcı bir sevgi beni alıp götürmüş.
Yoldayım, tahta bir tabut içinde
Elin bağlı, dilin bağlı, bir yolculuk zaman içinde.
Karanlıklar ülkesine gidiyorum .
Çaresiz sevdiklerimi geride bırakıp geçiyorum dünyadan .
Yoldayım tahta bir tabut içinde.
Araç sesleri karışıyor, Toprak yolun seslerine ,
İçimden kalkmak son kez seyretmek geliyor .
Top oynadığımız yerlerden geçiyoruz.
Eşim çocuklarım sevdiklerim .
Gözleri yaşlı insanlar banamı gelmişler.
Ben niye kalkamıyorum yerimden.
Tahta bir tabut içinde sıkıştım öylece .
Yolumuz yaylamızdan geçiyor.
Koyunlar serilmiş benden habersiz kuşlar ötüşüyor.
Menekşeler yaylamın yüzünde açmış
Bahar gelmiş buralara ben ise ,tahta bir tabut içinde sıkışmışım gidiyorum menzilime
Bu kalabalıklar nerden ?
Hapsi benim için mi gelmiş buralara ?
Yayladan geçiyorum en hüzünlü şekilde ,
Yayladan geçiyorum gözlerim kapalı ruhum uyanık.
Kederliyim yolculuğum tahta bir tabut içinde .
Doğduğum yere ölüme koşuyorum .
Yanından geçtiğimiz mezarlıkta yerim hazır
Son bir merasim ağlayan gözler beni yolcu ediyor.