Tek başına kalan ve bu bekâr adamların konuşmalarını anımsayan Levin bir
kez daha ruhunda o sözünü ettikleri özgürlüğünü yitirme üzüntüsü var mı, yok
mu diye kendisine sordu. Bu soruya gülümsedi. “Özgürlük mü? Ne için
özgürlük? Mutluluk yalnızca sevmek, onun istediklerini istemek, onun
düşündüklerini düşünmektir, yani hiçbir şekilde özgür olmamaktır. İşte mutluluk
da budur!”
Günler geçiyor zaman su gibi,
Nehirler akıyor dalgalar sessiz
Çakıl taşları suda sürükleniyor.
Telaşlı telaşlı gidiyor ömrüm
Kırık bir testi su doldursan boşalır.
Hayalimdeki sen,ne desem uymuyor
Fitilim yanar, mum ışığı gibi soluk
Sevdaya düşen yürekler yorgun.
Günler geçiyor zalimlik sınır tanımıyor.
İnsan hayretler içinde nasıl yaşıyor.
Masum yavru nasılda can veriyor.
Vicdansız kahpe bir rüzgar her yerden esiyor.
Sözcükler, kelimeler bir bir tükeniyor.
Dilim damağıma yapışık suskunum
İyileşmez yaralar kalbimin merkezinde
Nasıl varılır menzile nasıl geçilir bilinmezlerden.
Ah bu zorba yaşam günleri tüketiyor.
İnsan değirmeninin çarkları keskin
Vurdukça vuruyor kıyıya
Kalbimi acıtıyor bu dünya,
Scvk...
Senin özlemin yüreğime yer etti.
Taşım toprağım senin ikliminde
Mühürlü gözlerim senin gözlerine meftun
Her gün seni arzuluyorum ,yollarında yolum var benim.
Ne seni düşünmediğim bir an
Ne seni terk ettiğim bir kalp var bende.
Benlik denen zincirlerle bağımı kopardım
Varsada sen,yoksada sen, hep sen ...
İçime dol gecesinde, sabahında,
Yerin tam kalbimin ortasında
Çiçeklerle süslü yerdesin
Kuşlar ötüşüyor bak ilerde sevgi ağacının tepesinde.
Yuvamız çelikten bir Kale
Gönlümüz kırılgan virane
Avutuyorum kendimi senin hasretinle
Yıkılsın sen olmayınca bu virane...
Scvk...
“Ya beni sevmiyorsa? Ya sadece evlenmiş olmak için benimle evleniyorsa? Ya
ne yaptığını bilmiyorsa? –diye kendi kendine soruyordu.– Evlendikten sonra aklı
başına gelebilir ve beni sevmediğini, sevemediğini anlar.” Aklına Kiti’yle ilgili
garip ve çok kötü düşünceler gelmeye başladı.