— Bütün kent bunu konuşuyor, –dedi Betsi.– Korkunç bir durum. Anna
eridikçe eriyor. Adam, Anna’nın duygularıyla oynamaya izin veremeyecek
kadınlardan biri olduğunu anlamıyor. İkisinden biri: Ya çabuk davranıp onu alıp
götürecek ya da boşanacak. Bu durum Anna’yı boğuyor.
Kır çiçekleri diyorum
Aynı senin gibi bembeyaz taze, kokulu
Üzerinde nurdan kelebekler dolaşıyor.
Rüzgarda bir o yana bir bu yana sallanıyor.
Gecesi ayrı, gündüzü ayrı
Günler dizilmiş sıraya her anı farklı
Güneşte, gölgede, yağmurda
İnci tanesi tespihimde aklımda fikrimde saklı.
Kır çiçekleri,senin kokuna boyanmış.
Yeşil, sarı koyu bir kırmızı senin aşkına yanmış.
Ruhumda senden kalan kırıntılar
Her mevsim her bahar bekliyor seni.
Scvk...
Düşünceleri onu üçüncü kez yine aynı anılar ve düşünceler kısırdöngüsüne
yönelttiğinde “Elbette,” –diye yineledi ve tabancayı göğsünün sol tarafına
dayayıp, elini bir anda yumruk yaparak güçlü bir şekilde kabzaya yapışıp tetiğe
asıldı. Atış sesini duymadı, ama göğsüne inen güçlü bir darbe ayaklarını yerden
kesti. Masanın kenarına tutunmak istedi, tabancayı elinden düşürdü, sendeledi ve
hayretle çevresine bakarak yere oturdu. Masanın kemerli bacaklarına, kâğıt
sepetine ve kaplan postuna aşağıdan bakarken kendi odasını tanımıyordu. Konuk
odasında dolaşan uşağın gıcırtılı ve hızlı adımları onu toparlanmak zorunda
bıraktı. Düşünmeye çabaladı ve yerde olduğunu, kaplan postunun üstündeki ve
elindeki kanı görünce kendini vurduğunu anladı.
Neyi arıyorum ben bu dünyada.
Düşüncelerim bir yumak gibi sarmış dört tarafımı
Sisler arasında büyük bir karaltı
Dağlar çıkıvermiş yerinden bir dev gibi, bana yaklaşıyor.
Neyin peşinde insan, kimlerle birlikte kimin kölesi.
Ah bu mahmur kalbim bilmemki kimin delisi
Saltanatı olmayan bir sultan gibi
Kayıplar her yanımdan sarkıyor.
Ruhum düzen tutmaz kabul etmez hiçbir şeyi,
Hiç birşey tatmin etmezki beni
Ben benliğimden sıyrıldım.
Deli divane oldum aşkından sevgili,en sevgili.
Scvk...