Toplumların kimsenin bilmediği gizlilikte derin kulağı, keskin gözü, görünmeyen ağzı vardır. Gözüyle görür, kulağı ile işitir, yüreğiyle tıpkı bir kuyumcu terazisi gibi hassas mizanlarla tartar, değer biçer sonra da görünmez bir ağızla çağlara bırakır malumatını.
Zaten eşler birbirlerine Rabbim emaneti değil miydi? Emanet gözüyle bakınca her kelimenin ve her davranışın hesabının verileceği o gün düşünülünce emanet baş üstünde tutulmaz mıydı?