Öyle güzel ki uçmak... Öyle güzel ki tüyden hafif, uçurtmadan serseri, buhardan oynak, toz zerresinden kıvrak, kar tanesinden savruk olabilmek gök kubbede. Niyetim daha, daha da yükseklere çıkmak. Niyetim gıpgri gökyüzünde fersah fersah yükselip sapsarı güneşin gölgesine değerek, bembeyaz bulutların üzerine çıkıp bağdaş kurmak ve bir de oradan bakmak dünyaya. Çünkü bilmek istiyorum, aşağıda olup biten her şey görülüyor mu buradan bakıldığında? Merak ediyorum, arka bahçelerde sırlanmış sırlar, işlenmiş kabahatler, yarım kalmış oyunlar kaydediliyor mu satır satır, kelime kelime? Bilmek istiyorum, bir MAHREMiyeti var mı insanoğlu-insankızının, insan olmanın?
"Niçin dönüp baktın Tanrı'nın gazabını çeken şehre?" Diye karısına öfkeyle bağırdı Lût. " Neden baktın neyi geride bıraktığına? Söylesene, insan terk ettiği şeye neden dönüp bakar son bir defa?"
Ama karısının taşlaşmış dudakları cevap veremedi bu zor sorulara.