Dünya... Hele Dünya... Bir kere onun gözüyle bak. Felek bir çocuk, dünya onun elinde bir top... Felek oynar top yuvarlanır. Çocuk oynar top aşınır. Şimdi kırmızı görünen şey gözünü yumup açıncaya kadar sarı olur. Doğru görünen şey bir anda eğri olur.
Fakat insan... İnsan, gözünde o derece alçaktı ki, kendinin de insan olduğunu düşündükçe kendi kendini aldatmaya çalışır, karnını doyurmak için dağ başlarında dört ayaklı yürür, ağzıyla otlardı. Ah! Kendini taşıyıp da bu dünyaya getiren ana, o zaman şüphesiz karnını yüz bin parça ederdi.
Her gün bin kere kendini öldürmeye kalkışırdı. Sonra bu dünyaya kendi seçimiyle gelmediğini düşünürdü. Öbür dünyaya da kendi seçimiyle gitmenin uygun olmadığına inanırdı. Bunu yapmaya hakkının olmadığını görürdü. Allah'ın hikmetine, insanın kaderine, dünyanın haline ilişkin ne okumuşsa hepsi gözünün önünde dolaşırdı.