Çok ağladım...
Seasizce ağlamak istedim,yakalandım, ağlamama izin verilmedi ama yine ağladım...
Belki de kitap o kadar derin ve hüzünlü değildi belki de ben de zihnimdeki hiç bilmediğim olayları tetikledi.
Ağlarken aklıma gelen iki temel şey vardı: Hayallerimi gerçekleştirememek ve sevdiğim birini daha kaybetmek.
Bu ikisinin de gerçekleşeceği bir hayatı görmek istemiyorum. Ama bilinçaltım resmen durdurak bilmeden bana gözyaşı gönderiyor. O yüzden sakince bir nefes alıp mutlu bir hayatı resmedeceğim ve görünüşüne aldanmadan, sadece yanımda olup bana destek verdiği için bir adamı seveceğim...
İnsan hayatı betimlemek istiyorsa metroda saatte seksen kilometre hızla fırlatılmakla kıyaslayabilir - öteki tarafa vardığında saçında tek bir firkete kalmıyor.
Diyelim ki ayna kırıldı, yansıma yok oldu, ormanın derinliklerindeki yeşillerle dolu romantik figür artık ortada yok, geriye kişinin sadece başkaları tarafından görünen kabuğu kaldı; dünya o zaman nasıl havasız, sığ, yavan, alelade oluyor!