Kitabı okurken, lisede arkadaşımla kurduğumuz bir hayal aklıma geldi. Küçük ve şirin bir pastane, kafe tarzında bir yer olacaktı. Sonra tabii hayalde kaldı ama kitap-kafe gibi bir yer de çok güzel olurdu. Cait de bir kitapçı açmış, müşterileriyle dostane ilişkiler kurmuş ve artan kira sebebiyle de kapatma ilanı yayınlamıştı. Tabii sonra işler onun açısından olumlu sonuçlandı ama gerçek hayatta bu pek mümkün olmazdı. Yani, çevremizde olan bitenlere karşı duyarsız kalıp kendi kabuğumuza çekiliyoruz çoğunlukla. Ama sorunları sahiplenip sorumluluk üstlensek, bir fark yaratırız aslında. Kitaptaki karakterlerden James'i hiç sevmedim. Zor zamanlarda sorun çıkaran ve sıvışan, işler yoluna girdiğinde geri dönen utanmaz bir erkek kendisi, işin kötüsü, sonunda Cait, onu mu yoksa hep yanında olup ona destek olan olan Seb' mi seçti? Burası biraz muallakta kalmış. Yazarın dili güzelmiş, çeşitli kitaplar üzerine de ayak üstü kısa değerlendirmeler ve bilgiler de var, üstelik bu konunun akışını bozmamış. Okunmaya değer.
Son KitapçıEmma Young · Orenda Yayınevi · 2024159 okunma
Sımsıcak, sevgi dolu, kitap dolu, birçok kitap ismi öğrendiğim bir okuma oldu. Gerçek yaşam üzerine bir kurgu kitabın abii sonu beni ağlatsa da iyi ki okudum dediğim kitaplardan biri oldu.
Cait, Book Fiend adlı küçük kitapçı dükkânını büyük bir sevgiyle işletir. O sıradan bir kitapçı değildir. Evinden çıkamayan yaşlıların evine kitap hizmeti verir. Dükkânına gelen her müşteri ile samimi bir şekilde ilgilenir.
Bulunduğu Hay Street, zenginlerin alışveriş yaptığı bir mevkii konumuna gelirken, orada kiracı olmak çok zorlaşır. Cait ve Book Fiend'in müdavimleri harika bir iş başarırlar.
Gönülden tavsiyemdir.
Son KitapçıEmma Young · Orenda Yayınevi · 2024159 okunma
Cait Copper, çocukluk hayalinin peşinden giderek, çok talep gören High Street'te Book Fiend isimli kitapevini açar. Çocukluğunda dadısı June'un etkisi ile kitaplar üzerine inşa edilmiş bir hayat kurmak tek amacıdır. Kitapçıya gelemeyen yaşlı ve hastalar için gezici kitap dağıtımı ve güler yüzü ile kendisine bir müşteri kitlesi oluşturur. Önemli bir konumda olan Book Fiend High Street'te 5 sene boyunca varlığını korumuş tek yerel işletmedir. Ancak dükkanın sahibi olan şirket; değişimle birlikte modernize edilmiş mağazalara ve zincir kitapçılara yer açmak amacı ile kira bedelini Cait'in ödeyemeyeceği bir miktara yükseltir. Bu durumla baş etmek için canla başla mücadele veren Cait'in yanında dostu June, kitapevini evleri gibi benimseyen müşterileri, senelerce birlikte çalıştığı yakın dostu Seb yer alacak, arkadaşlığın ve sadakatin değerinin derinden hissedildiği bir yola giriş yapılacaktır.
İlk 200 sayfası ile sakin ilerleyen Son Kitapçı; kitaplara dair diyalogların ilgi çektiği bölümler içerse de, hikayeye bağlanamadığım basit bir yapıya sahipti. Son 150 sayfasında ise; karakterin hayali ve varlığını ortaya koyabildiği, anlamını inşa ettiği işi için mücadelesi, güvende hissettiği, kafa karışıklığında yanında olan dostluklarına dair göndermeler, sadakat ve güvenilirlik kavramlarının ilişkiler çerçevesinde irdelendiği bölümler ağırlık kazanmış, duygu yaratan bir mücadele ortaya konmuştur. Bu sebeple son sayfalarda keyif aldığım Son Kitapçı; hayallerinin peşinden giden bir kadının kitaplarla ve samimi insanlarla çevrili hikayesine,sakin ve tekdüze bir işleyiş ile başlangıç yapsa da; temel duyguların ve mücadelenin ortaya çıktığı gelişme bölümüyle hızlanarak, etkili bir kapanış yapıyor.
Son KitapçıEmma Young · Orenda Yayınevi · 2024159 okunma
Uzun zamandır inceleme yazısı yazmıyordum ama bu kitap elimde o kadar uzun süre kaldı ki ve okuma hızımı o kadar düşürdü ki bir şeyler söylemek istedim.
Öncelikle konusu çok güzel bir kitap. Popüler mağazaların küçük dükkanların ve butik işletmelerin yerini aldığı bir caddede hayatta kalmaya çalışan bir kitapevini okuyoruz. Karakterimiz sadece kitap evi işletmiyor aynı zamanda evinden çıkamayan insanlara da arabasıyla kitap götürüyor. Onun ilişkilerini, dostluklarını da okuyoruz böylelikle.
Gelelim spoilerında olduğu hoşlanmadığım kısımlara.
Öncelikle kitap fazla uzatılmış. Karakterin her adımını, kedisini her beslediğini okumak zorunda olduğumuzu düşünmüyorum. Kitabın başında çok rahat sonunu tahmin edebiliyorsunuz. Karakterin kitabın başından itibaren çok şey yaptım diye düşünmesi ama hiçbir şey yapmadığı gibi yapılanlara inanmadığı ve küçümsediği anlar kitabin neredeyse yarısını oluşturuyor.
Kitapta hırsıza benzeyen tehlikeli görünen bir adamın olduğu bir sahne var ve sonrasinda o adamın hikayeye giriş sebebi yok. Hikayenin gidişatına katkı saglamiyorsa o sahneyi neden okuduk ki? Ayrıca en büyük bağış kısmını sorgulayacağından bahsediyor karakterimiz ama sonrasında hiçbir şey yapmıyor.
İnsanların çabalaması ve gazete haberi güzeldi ama sonrasinda bir haber daha, bir TV haberi ve bir de kitapevinin yenilenmesi içinde ayrıca ücret ödenmesi, yapılan yorumlar, detaylı mailler okumak çok yorucuydu.
Bir de bu kadar duygusallığa hikayede gercekten gerek var mıydı, emin değilim. Genel olarak sevmediğim bir hikaye oldu diyebilirim.
Son Kitapçı, kitapların artık neredeyse yok olmaya yüz tuttuğu, okumanın bile bir tür ‘nostalji’ sayıldığı bir dünyada geçiyor. Kitaplara tutkuyla bağlı bir avuç insanın hikayesini okurken, aslında kendi zamanımıza da ayna tutuyor. Özellikle kitapçı dükkanının tasviri, raflardan taşan kitap kokusu, karakterlerin kitaba olan inadı okuru içine çekiyor.
Romanın en güçlü yanı, kitap sevgisini bir direniş gibi anlatması. Kitapların yalnızca birer eşya olmadığını, belleğimizi ve hayal gücümüzü ayakta tutan canlı varlıklar gibi olduğunu hatırlatıyor.
Olay örgüsü bazı yerlerde tahmin edilebilir ilerliyor. Özellikle kitap düşmanlarının motivasyonu çok güçlü işlenmemiş, biraz yüzeysel kalıyor. Buna rağmen kitapçının atmosferi, karakterlerin sıcaklığı ve “kitapları yaşatmak” fikri o kadar samimi ki eksikliklerini görmezden gelebildim.
Benim için en etkileyici tarafı şu oldu: kitabı kapattığında dönüp kendi kitap rafına baktım ve ‘ya bir gün gerçekten kitaplar yok olursa?’ diye düşündüm. İşte bu kaygıyı ve sevgiyi aynı anda hissettirmesi, kitabı benim için özel kıldı.
Eğer kitapların sadece bir nesne değil, bir yaşam biçimi olduğunu düşünüyorsanız, Son Kitapçı mutlaka okumanız gereken bir roman. İçtenlikle tavsiye ediyorum.
Son KitapçıEmma Young · Orenda Yayınevi · 2024159 okunma
İşlek bir caddedeki son kitapçı olsanız kaç kişinin umrunda olursunuz? Kapanmanıza kaç kişi mani olur? Dev firmalara dayanmak için mücadelenizi sonuna kadar korur musunuz yoksa en başta pes mi edersiniz? Bir de bunları yaparken bir anda bulduğunız aşkı kaybetmişken..
Şimdi Cait başrol kadınımız kitabın isminden mütevellit kitapçı. Çok severek yaptığı bir işi var ve otuzlarının başında tatlış bir kadın. Sonra ilişki konusunda kötü olan James kişisel gelişim kitapları alırken Caitle yakınlaşıyorlar. Kitabın aşk çatısı böyle kuruluyor. Cait yaşlılar için evlere kitap götürüp onlarla sohbetler ediyor, doksanlar esnaflığı var her gelenle ilgileniyor kitaplar hakkında konuşuyorlar. Bu kısım hoşuma gitti çünkü onların kitap yorumlarını okurken duymadığım kitapları öğrendim. Listeme iki kitap ekledim. Şantaram ve Kurak adlı kitaplar ayrıca Narnia yazarı Lewis hakkında da birçok şey öğrendim. Bu kısımlar benim için kitabın en artı yanları.
Derkene işler bozuluyor artan kira fiyatları, internet üzerinden daha uyguna kitap alma vs. kitapçıyı zorluyor. Bu süreçte sosyal medyanın gücüyle kitapçı kapanmasın diye yaşanan olaylar.
Kitabın sonunda Jamesle barıştılar mı anlamadım en çok o kısmı merak ediyorum :)
Bütün bunların ışığında tam bir günümüz romanı diyebilirim. Mesajlaşmalar, sosyal medya, rutin hayat, hızlı tüketim her şeye değinilmiş.
Samimi geldi bana, sevdim. Bu kitaptan kalite olarak çok düşük (bkz. Liselilerin çok okudukları) birçok eser var. Bence şans verilmeli, özellikle kitaplarla yeni tanışanlara rehberlik edebilir.
Son KitapçıEmma Young · Orenda Yayınevi · 2024159 okunma
“Son Kitapçı”, kitapların sadece raflarda duran kağıt yığınları değil; bir şehrin, bir insanın ve bir hatıranın kalbi olduğunu hatırlatan sıcak ve hüzünlü bir roman.
Emma Young, yok olmaya yüz tutmuş bir kitapçının duvarları arasında hem geçmişle yüzleşen hem de kendine yeni bir yol arayan karakterler yaratıyor. Hikâye sade ama derin, temposu yumuşak ama etkisi uzun süre kalıcı.
Kitap, okura şunu fısıldıyor: Bir mekânı asıl ayakta tutan şey raflar değil, insanların birbirine dokunan hikâyeleri.
Bağımsız bir kitapçıyı ayakta tutmak ne kadar zor olabilir? Cait, çocukluk hayalini gerçekleştirerek açtığı "Book Fiend" adlı küçük kitapçısında her şeyiyle bu işi yaşar. Ancak değişen çevre, artan kira fiyatları ve müşteri kaybı, onun için büyük bir mücadeleye dönüşür. Tam da pes etmeye yaklaştığı sırada, kitapçısına gelen gizemli bir müşteri, hayatını tamamen değiştirecektir.
Kitapçı temalı hikâyeler her zaman içimi ısıtır diye düşünerek büyük bir hevesle aldığım bir kitaptı ama beklediğim hissiyatı pek bulamadım. Kapağı oldukça ilgi çekiciydi, bu yüzden beklentim yüksekti. Fakat hikâyeye tam anlamıyla bağlanamadım. Bunun karakterlerin sığ olmasından mı yoksa diyalogların yeterince derin olmamasından mı kaynaklandığını tam olarak kestiremiyorum, ama bir şeyler eksik gibiydi. Okurken bir olmamışlık hissi sürekli peşimi bırakmadı.
İlk bölümler gerçekten fazla uzatılmıştı. Konuya katkısı olmayan detaylarla doluydu ve bu durum, beni birkaç kez kitabı bırakma noktasına getirdi. 343 sayfa sürecek kadar dolu dolu bir hikâye olmadığını düşünüyorum. Daha kısa ve daha derinlemesine anlatılsaydı belki çok daha etkileyici olabilirdi. Özellikle Hyunam-dong Kitabevi kitabı gibi bir atmosfer bekliyordum—sıcacık, güven veren bir kitapçı dünyası... Ama burada öyle bir hisse kapılamadım.
Yine de son 100 sayfada hikâyenin temposu artmaya başladı ve en çok o bölümü severek okudum. Cait’in kitapçısı için verdiği mücadele, sonunda bir şeylerin gerçekten gelişmeye başladığını hissettirdi. Onun o inatçı çabası, kitabın en güçlü yönlerinden biriydi diyebilirim.
Karakter ilişkileri açısından en çok hoşuma giden şey de Jude ve Cait’in dinamikleriydi. Kitaplar hakkında sohbet etmeleri, birbirlerine karşı samimi olmaları, hikâyenin en güzel detaylarından biriydi. Sonuna kadar beraber
İçinizi ısıtacak sımsıcak bir hikaye. Cait bakıcısı June sayesinde çocuk yaşlarda kitaplara sığınmış kendi kitapçı dükkanını açmak için çok çabalamış fakat en güzel kısmı ise kitapçısı kapanmasın diye tüm dostları ile direnmiş bir de bunca karmaşa içinde aşık olmuş bir hanım. Hayallerimi yaşayıp yansıttığın için teşekkür ederim Cait. Umarım bir gün bende senin kadar cesur davranabilir ve hayalimi destekleyecek dostlara sahip olabilirim.
Son KitapçıEmma Young · Orenda Yayınevi · 2024159 okunma
Emma Young, bilim/tıp konularında yazan ödüllü bir yazar. Yazıları çeşitli gazetelerde ve internet sitelerinde yayımlandı. Çocuk kitaplarının yanı sıra gençler için popüler bilim kitapları da yazdı.
Kocası ve iki çocuğuyla birlikte İngiltere’de yaşıyor.