Gizemli kitaplarla alış verişim yok; ben ilgimi çeken, bana keyif veren, basit kitapları seviyorum. Kitaplardan tek beklentim bana keyif vermeleri, düzeyli bir biçimde bana hoşça vakit geçirtmeleri… . MONTAİGNE
Yetişkinler de ise; fakirler rüyalarında bolluk, yaşlılar gençlik, çaresizler mutluluğu tadabiliyorlar, gün boyunca baskılanan bu haliyle rüya gün boyunca baskılanan , hatta insanın bilinçli olarak kendisini mahrum ettiği arzuların dışavurumundan başka bir şey değildir.
Yetişkin rüyası , çocuk rüyasına göre sadece farklı görünmekle kalmayıp aynı zamanda daha kurnaz, samimiyetten yoksun ve riyakar bir tavırla hareket ediyor: Kısaca yetişkin rüyası , sözde ahlak maskesi altına gizleniyor.
Çocuk ruhunda henüz herhangi bir zihinsel ya da ahlaki tereddüt, mahcubiyet ya da bilince dayalı bir kilitlenme durumu yoktur, herhangi, bir şekilde öngörüde bulunamaz ya da kendi dışında birinin görüşünü dikkate almaz. .
Bir çocuk nasıl dış görünüşünü, bedenini her insana utanma duygusundan arı bir halde çıplak olarak sergilemekten çekinmezse , aynı yansızlık içinde arzularını da gizlemeden rüyalarına yansıtır.
Örneğin , bir çocuk çikolata dükkanının yanından geçmiş , ebeveynleri de ona çikolata almayı reddetmiş olsun bu durumda çocuk rüyasında çikolata görecektir.
Freud , psikoloji atölyesinde ruhun tam kapılarını açan bir maymuncuğa sahip. Nihai biçimin yanına he r zaman ilkel biçimi koyuyor. Çiçeği kavrayabilmek istiyorsa öncelikle köklerini izliyor . Bu nedenle Freud, rüya psikolojisi uygulamasına, belli bir kültürel olgunluğa erişmiş aydın yetişkin yerine çocuklarda başlıyor.
Rüyalarda zaman mevhumu olmadığından herhangi bir zamanda ya da içinde bulunduğumuz zaman diliminde neysek rüya içindeki o zamansız alanda da hepsi aynı anda içimizde demektir, hem çocuk hem yetişkin , hem dünün hem de bu günün insanıyız, yani “benlik” dediğimiz varlığımız bir bütün halinde .