Sheldon

Sheldon
@S_Cooper
Gerçeğe ulaşma arzusu ve hakikate saygı, ilerlemenin ilk adımıdır. Yapmamız gereken daha az şaşırmak ve daha çok düşünmektir.
Karanlık Güç
İnanılmaza İnanmak (s.182) Eski Arap-İslam toplumları insana özgü güçleri devreye sokmayı ön plana alan animist inanıştaydılar ve animist eylemler uyguluyorlardı. Bu güçlerin en önemlileri cin ile kem gözdü. Cinler hiyerarşide alt sıralarda bulunan ruhlardı ve iyi ya da kötü şans getirme becerileri vardı. Hastalık konusunda etkileri olumsuzdu. Delilik, çocuk hastalıkları ve bulaşıcı hastalıklar onlardan bilinirdi. Kem göz şifacılar tarafından kaldırılır, kem gözün bireysel hastalıklar ya da kazalardan sorumlu olduğu düşünülürdü. Bu kötü güçleri defetmek için sihirli tekerlemeler söylenir; tavşan dişi ya da akasya ağacının tırmanıcı dalları gibi tılsımlar takılırdı.
Reklam
Los Angeles Times gazetesi yakın geçmişte, bir yağmurcuyu anlatan uzun bir yazıya yer verdi. Montana'da uzun süredir kuraklığın pençesindeydi ve insanlar bu yağmurcunun gelmesini çok istiyordu. Ne var ki, maddi durumları çok kötüydü ve bu adama verecek paraları yoktu. 10.000 dolar isteyen yağmurcu başarı oranının yüzde 99 olduğunu ve her gittiği kasabaya yağmur getirdiğini savunuyordu. Gazete aynı kişinin Montana'ya 2001 yılında da yağmur getirdiğini yazmaktaydı. Yağmurcu bu işi 10.000 dolara yapıyordu ve yalnızca bir kez başarısız olmuştu. Yaptığı bir açıklamada o küçük kasabada başarılı olamamasının nedeninin orada bulunan uzaylılar olduğunu da söylemişti. Koskoca iki gazete sayfasını kaplayan yazıda adamın güçlerini sorgulayan tek bir satır bulunmuyordu. Medya tarafından pompalanan bu tür paranormal inanışlar kimileri için rahatlatıcı olabilir ama benim gibiler için son derece sinir bozucu.
Sayfa 176·Kitabı okudu
"I see dead people"
Paranormal inanışlara sahip olmakla, var olduklarına dair çok az ipucu olan desenler -örneğin, rastgele yerleştirilmiş noktalara baktığında bir desen- görme yeteneği arasında bir ilişki olduğu saptanmış. Hayal kurma yeteneği ve sıra dışı bir olaya kendini iyice kaptırma eğilimi ile de benzer ilişkiler görülmüş. Önemli bir etken de çocukluk yaşlarında geçirilen travmatik bir deneyim. Bu deneyim, yoğun yalnızlık ya da bedensel taciz biçiminde olabiliyor. Hayal kurmak, gerilimden kaçma yöntemi olarak işleyebilir. Çocuğu iplerin tamamen kendi elinde olduğu bir dünyanın var olduğuna inandırabilir. Aslında tüm paranormal inanışların anahtarının kontrol etme arzusu olduğunu söyleyebiliriz. Gerçek-üstü inanışlar yaşamın anlaşılabilir hale geldiği ve bu nedenle de kontrol altına alınabildiği bir algısal çerçeve sağlıyor.
Sayfa 167·Kitabı okudu
Hiç paranormal bir deneyim yaşamadım şahsen.
Kendilerine başkaları tarafından bunların kesinlikle yanlış olduğu söylense bile paranormal inanışlarına sıkıca bağlı olan yığınla insan var. Bu inanışlar çeşitlilik gösterseler de ortak bir paydada buluşuyorlar: hepsi de bilimsel verilerle çelişiyor. Gündelik yaşamda karşılaştığımız nedenlere bağlanamıyorlar ve tümünün mistik bir yönü var. Bundan da önemlisi, bilimin ve yaşamın kapsamı dışında kalan güçler devreye sokulduğu için, bu inanışlar inananlarını farklı güçlerle donatıyor. Paranormal inanışlar arasında ölülerle iletişim kurulabileceği; hipnoz aracılığıyla önceki yaşamlara dönülebileceği; astrolojinin geleceğe dair yararlı bilgiler sunabileceği; tıbbın yetersiz kaldığı hastalıkları tedavi için spiritüel yöntemlerin çare olacağı; düşüncelerin telepati aracılığı ile insandan insana nakledilebileceği; hayaletlerin, meleklerin, uzaylıların, canavarların var olduğu; akıl okumanın mümkün olduğu; ruhların nesneleri yerlerinden oynatabilecekleri gibi inanışlar bulunuyor. Bazı dinsel inanışların da paranormal inanışlar olduğunu kabul etmek gerekir.
Sayfa 156·Kitabı okudu
Dinin kökleri bizim biyolojimizin derinliklerinde bulunuyor olabilir. Dinsel ve spiritüel deneyimler ile beynin belirli bir bölgesindeki kan akışındaki hareketlenmelerin ilişkisi olduğunu gösteren çalışmalar da vardır. Çeşitli beyin görüntüleme teknikleri kullanılmıştır. Oluşturulan bir modelde, kalp atışı gibi denetimimiz altında olmayan hareketleri yöneten otonomik sinir sisteminin, beyindeki temporal loblar gibi beyinsel deneyimlerden sorumlu olan bölgeleri uyardığı düşünülür. Bu loblar duygulardan ve duygusal tepkilerden sorumludur. Bu loblarla ilgili olan epilepsinin yoğun ve ani dinsel deneyimlere yol açtığına dair kanıtlar bulunuyor. Rahibe Teresa'nın gördüğü ilahi görülerin, beynindeki temporal lob kaynaklı epilepsi sonucunda ortaya çıkmış olabileceği de ortaya atılmıştır.
Sayfa 154·Kitabı okudu
Reklam