Benim hayatım bu değil, olamaz. Bir gün bir şey olacak, bir şey kökten değişecek ve gerçek hayatım başlayacak, ben de onu yaşayacağım, yaşarken de diyeceğim ki hah işte buydu. O zaman bütün eylemsizliklerimin, tereddütlerimin, kelimelere dökülmemiş muhteşem görüşlerimin, içimde sır gibi tuttuğum heveslerimin vermediğim müjdelerimin, dilemediğim özürlerimin, inmediğim yokuşların, edip de dönmediğim vaatlerin bir açıklaması olacak. O gün şimdiye kadar katılamadığım bütün davetlere en erken ben icabet edeceğim, tadına bile bakmam zannettiğim bütün yöresel yemekleri yiyeceğim, bu yeni hayatta ben daha az düşünen, daha çok yapan bir ben olacağım.
Birinin söylediği zehirli bir lafa o an cevap verememenin, tutulup kalmanın yabancısı değildi. Kendini bildi bileli ne zaman biri ona böyle kelimelerle -yoldan geçerken- saldırsa o an kalakalır, o kişi yanından ayrılıp da birkaç saniye sonra yaşadığı akıl tutulması geçtiğinde verilebilecek tonlarca iyi karşılığı art arda bulur, doğru zamanda mukabele edememiş olmanın sıkıntısıyla bulduğu cevapların hepsini el mecbur yutkunur, yine de ne yapsa kendine kızmaktan geri duramaz, belki günlerce o an, tam o an söylenebilecek muhtelif cevapları kafasında kurar ve her seferinde kendine olan kızgınlığı artar, kendini beceriksiz, ezik, yenilmiş duymanın bütün duraklarından geçtikten sonra devam edebilmek için kızgınlığını bir daha hatırlamayacağı bir yere kaldırıp unuturdu.