Ancak şimdi bu genç çocuk, hayatının safi değerinin hayallerde saklı olduğunu düşünen bir ressamın yanında oturuyordu, hatta öyle yakınımda ki kulak kabartırsam atan kalp atışlarını bile duyabilirdim. Belki de şimdi bu kalp, milyonlarca kilometre uzakta savaşan genç yığınların bir yansımasıydı. Kader ansızın bizi bu odada bir araya getirmişti ve bunun ötesinde söylenecek bir söz yoktu.
Böyle hayal gibi bir yerde yaşamın sadece şarkı söyleyen kuşların, düşen çiçeklerin, dolup taşan kaplıca sularının meselesi olduğunu varsayarak yanılmıştım. Gerçek dünya dağları, denizleri aşmış on ikinci yüzyılın büyük klan savaşlarından mağlup savaşçılar olarak ayrıldıktan sonra ıssız bir köyün tek katlı evinde uzun zamandır barış içinde yaşayan insanları bile bulmuştu.