- Gitme, seni bakan yapayım!
- Ne bakanı?
- A... adalet!
- Ama burada yargılayacak kimse yok ki!
- O zaman sen de kendi kendini yargılarsın, diye yanıt vermiş kral. Ondan zor bir şey yoktur. Kendi kendini yargılamak, etrafındakileri yargılamaktan çok daha zordur. Kendini doğru yargılamayı başarırsan gerçek bir bilgesin demektir.
Sonra da dedi ki:
“Onu hiç anlayamamışım! Onu sözlerine değil davranışlarına göre değerlendirmem gerekirdi. O bana güzel kokusunu veriyor, hayatımı aydınlatıyordu. Kaçmama hiç gerek yoktu aslında! O küçük kurnazlıklarının ardına gizlediği sevgisini anlamalıydım. Çiçekler çelişkilerle dolu! Ama ben de onu nasıl seveceğimi bilemeyecek kadar gençtim."
- Biri, milyonlarca ve milyonlarca yıldızın sadece tekinde var olan bir çiçeği seviyorsa yıldızlara bakmak onun mutlu olmasına yeter. Kendi kendine, "Benim çiçeğim oralarda bir yerde..." der. Ama koyun çiceği yerse sanki onun için, bir anda bütün yıldızlar sönmüş gibi olur! Bu da mı önemli değil yani!
- Bir defasında güneşin batışını kırk üç kere gördüm!
Biraz sonra da şöyle diyordun:
- Hani... çok üzgünken günbatımlarını severiz ya...
- Kırk üç defa izlediğin gün o kadar üzgündün yani?
Ama küçük prens yanıt vermedi.