Hayatın gidişatına kesin katkısı olan düşüncelerin bizim ruhumuza uydukları, ihtiyaçlarımıza uygun düştükleri için ortaya çıktığını ve işte sadece bu yüzden doğru sayıldıklarını tekrar kabul etmek zorunda kalmak, dünyada sabit ve belirli bir gerçek, değişmez bir fikir olmayıp hepsinin zamana, mekana, şahsa göre hep boş, hep anlamsız kaldığını tekrar görmek üzüyordu.