... tek bir kişiyi bile görmüyordu artık, bir kitle duruyordu orada; belki konukları, belki bütün Fransa’ydı, belki gelecek kuşaklar, belki de sonsuzluktu.
Sessizlik, ses dalgasının karşısında büzülüp sinmişti yalnızca: Şimdiyse sis gibi yeniden yayılıyor, odaları, salonları, basamakları, koridorları ve titreyen yüreğini de kaplıyordu.
İçinde hâlâ acıyan bir yer vardı, ama iyi şeyler vaat eden bir acıydı bu, tamamen kapanmadan önce kabuk tutarken yanan yaralar gibi sıcak, ama yumuşak bir acı.