S.U.

S.U.
@S_uludag
Ruhu firarî... Ben sakinim lâkin sözlerim hırçınlar.. #76644865 #75249625
BEN BERCESTE MISRALARI BULDUM...
10/10
·273 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2021 19:32
'Şiirin Sesinde Koşmak' ne kadar cazip bir başlık, diyerek ilk merakımı kitabın ismiyle uyandıran Vedat Yazıcı ile iyi ki tanıştım. Eleştiri türünü genelde sevmeyiz. Çünkü bize hep eleştirinin olumsuz bir durum olduğu sunuldu hayatımız boyunca. Hâlâ da birçok kişi eleştirinin hem olumlu hem de olumsuz yapılabileceğini bilmiyor ne yazık ki. Kitabı elime aldığımda ilk düşüncem yazar Vedat Yazıcı için oldu. İçimden, ' eleştiri yazmak zordur hele ki şiire yazmak, bence o biraz daha cesaret istiyor' dedim ve ikinci kez merakım burada oluştu. 'Şiire nasıl eleştiri yazılır ki?' sorusu oluştu kafamda. Böylece okumaya başladım. İçerik olarak Vedat Yazıcı bizimle Türk şairlerimizden, şiirlerinden paylaşıp o şiirler ve şairler hakkında bazen kısa, ara ara da uzayan eleştirilerde bulunmuş. En güzel yanlarından biri genellikle az tanınan şairlerden seçmiş olması. Şiiri çok seven bir kişi olarak ben bile 'bilmediğim o kadar çok şair varmış ki' dedim. Ara ara bazı kısımları sıkıcı gelsede bir sonraki şiirin bir mısrasında sıkılmışlığınızın esamesi kalmayacak kadar mest olduğunuz dizeleri görünce afallayıp kalıyorsunuz. Değinmek istediğim başka bir güzel yan Vedat Yazıcı ve özellikle üslûbu. Başlangıçta da bahsettiğim gibi eleştiri zordur. Olumlu eleştiride belki bir nebze üslup çok göze batmaz fakat olumsuz eleştiride kötü bir durumu çirkinleşmeden karşıya aktarabilmek herkesin yapabileceği bir durum değildir. O yüzden Vedat Yazıcı'nın üslubu çok dikkatimi çekti. Kendisi aydınlık ve saydamlık estetiğine inanan bir yazar. Yazdıklarında zevk ve kendine özgü bir coşkusu var. Kalemlerini kılıç gibi kullanan birtakım eleştirmenlerin aksine, o şiiri soylu ve aydınlatıcı yapan öğeleri aramış. Olumsuz gözlemlerinde yumuşak sözler seçmiş her zaman. Böylesine zarif ve bir o
Eleştiri
Şiirin Sesinde KoşmakVedat Yazıcı · Kültür Bakanlığı Yayınları · 20022 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Önyargılarının kurbanı olanlara...
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2021 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2021 14:15
Öncelikle şunu söyleyerek başlamak istiyorum bu incelemeye: Ben çok fazla inceleme yazan bir okur değilim, genellikle birçoğumuzda olduğu gibi vakit bulamamaktan ama daha çok sadece çok sevdiğim, bende gerçekten iz bırakan, daha kitaba başlar başlamaz beni içine alan o 'evet bu kitaba kesinlikle inceleme yazmalısın, yoksa büyük ayıp etmiş olursun' diyen o hissi duymadığımdan. Nadir kitaplarda bu his gelip içime yerleşiyor. Aziz Nesin'in Ah Biz Ödlek Aydınlar kitabı da onlardan bir tanesi oldu. Birdee ben bir yazarın kitaplarını okumadan önce eğer ki imkânlar dahilindeyse önce onun hayatını okumayı çok seviyorum, bu özellikle dikkat ettiğim şeylerden biri, yani nerde doğmuş, kaç yılında doğmuş bunun gibi şeyler değil. O kitabı ne zaman yazmış, kaç yaşında yazmış, hangi şartlar altında yazmış falan gibi şeyler. Bu kitabı okumak isteyişimin sebebi de buydu. Onun kendi yazılarını, yaşayışını, anılarını, mektuplarını kitaplarından önce okumak, onu daha iyi tanıyabilmek...Doğru bir tercih yaptığıma çok mutluyum artık gönül rahatlığıyla diğer kitaplarını okuyabilirim diyorum kendime. Gelelim Aziz Nesin hakkındaki fikirlerime: Kendisini hep daha çok matematik okuyor olmanın verdiği bir yetkinlikle oğlu Ali Nesin'den tanıdım. Yani ilk Ali Nesin'i tanıyıp sonra Aziz Nesin ile tanıştım diyeyim. Ve her insan sevdiği bir başkasında (bir yazar, bir şair, bir şarkıcı, bir öğretmen,...) kendisini bulduğu, onda onu farklı kılan bir şey bulur. Ben hayatım boyunca hep 'özeleştiri' yapabilen ve kendi kusurlarını kabul edip onlarla alay edebilen insanlara ilgi duydum. Aziz Nesin'i bende farklı yapan da bu oldu. Birde sonucu ne olursa olsun hakkını arayıp, verdiği sözlerin arkasında duruşu. Aslında bunlar ne onun ne de bizim için övülecek şeyler değil, eminim bu yazıyı görse o da böyle
Ah Biz Ödlek AydınlarAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2016339 okunma
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2021 18:31
Erich Fromm, okumaya başladığınızda sizinle siyaset bilimi konuşuyor zannedersiniz. Olayı bir an da sosyolojik temellere oturtur. Oradan da sizi alıp bireyciliğe sürükler. Özellikle 'özgürlük' kavramına ilişkin tespitleri bu disiplinlerarası yaklaşımından dolayı çok zengin içerikli. Beni cezbeden şey de buydu bu kitaba başlarken. Özgürlük kavramına olan düşkünlüğüm... Daha en başta zaten kitabın kapağında bir soru karşılıyor bizi; "Özgürlük neden otoriteye 'hayır' demektir?" Bu soruya ben de bir iki soru eklemek istiyorum: "Sadece otoriteye hayır diyince mi özgür olabiliyoruz?" ya da " Özgür olabilmek için illa otoriteye hayır mı demek zorundayız?" Fromm bu kitabında 4 başlık altında bu ve bunun türevleri olan bütün sorulara cevaplar sunmuş bizlere. İnsanın tarihi bir itaatsizlik eylemiyle başlamıştır ve Fromm'a göre bu tarihin sonunu getirecek olan 'itaat'in kendisidir. İtaatsizlik kavramını ele alınırken Fromm ' Toplum neden itaatsizliği ahlaksızlık olarak niteler?' diye başlamaz. Toplumu oluşturan bireylere bakar ve 'Neden birey itaat etmek ister, neden hayır diyemez?' sorularına cevap bulmaya çalışır. İtaat kavramını farklı yönlerden ele alırken bunun teslimiyetten farklılaştığını söyler; " Bir insana, kuruma ya da güce yönelik (dışadönük) itaat boyun eğmedir." Bunun anlamı da insanın kendi özerkliğinden vazgeçmesi, kendi iradesi ve yargısı yerine yabancı bir güç tarafından yargılanmayı ve onun iradesini kabullenmesidir. "Kişinin kendi aklına ya da inancına itaat etmesi ise (içedönük itaat) bir boyun eğme değil, onaylamadır." Kendi inanç ve yargısı gerçekten kişiye aitse onun bir parçasıdır. Fromm'a göre itaatsizlik için bir insanın yalnızlığa, yanılgıya ve suça yönelik cesaretinin olması gerekir. Ama bizde nerede bu tarzda bir insan görseler hemen başka şeyler
İtaatsizlik Üzerine DenemelerErich Fromm · Yaprak Kitap Yayın · 19872,021 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2020 81. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2020 18:19
Hep kitaplarını okumak isteyip bir türlü başlayamadığım ama hakkında çok şey bildiğim, kelimelerle nasıl anlatılır ki dediğim bir insan. Ve onun kitaplarına kendisini önce daha da yakından tanıyıp onunla iyice haşır neşir olmak için ilk olarak kendi anılarını anlattığı 'Rüzgârlar Hep Gençtir' adlı bu kitabıyla başlamak istedim. Öncelikle şunu da belirtmek istiyorum bu kitap 'Sevdalım Hayat' kitabından alınan bazı anılardan oluşturulmuş ama tek fark orada iyi-kötü bir çok anı anlatılmış burda ise iyi,olumlu ve güzel olan anılar derlenmiş. "Her insan, zamanın dünya üzerinde bıraktığı birer yara izidir." der Burak Aksak(L&M). Öyle midir gerçekten? Tartışılır. Peki Zülfü Livaneli? İçtenlik, samimiyet kokan yazılarıyla yer eden bir yazar, hayata bambaşka açılarla bakabilen, her anında umudunu asla kaybetmemiş, sorun yaratan değil hep çözüm üreten bir kişilik... Ve kitabın özetinde anlatılan şu cümleler çok hoş : "Evrensel bir ezgidir Zülfü Livaneli ya da eşsiz bir film karesi. Belki de sonu gelsin istemediğimiz bir romandır. Ama en çokta 'umuttur'. Hep genç kalan, gençlikle çoğalan, her dokunduğuna çiçek açtıran umutlu bir rüzgâr..." O rüzgâr yaşadığımız hayatın mücadelelerle doluluğunu anlatır bize. Ve bu mücadelelere direnirken bize bir tavsiyede bulunur : "Mücadelenizi hep ürettiklerinizle verin; şiddetle ve zalim oyunlarla değil." Bu kitabı okumak isteyen arkadaşlarım, okuyacaklarınız; sürekli yenilik peşinde koşan, merak etmeyi ve öğrenmeyi bir an olsun bile bırakmamaya çalışan, hayatın her alanına sanat penceresinden baktığı içinde kişisel çıkarları ön planda tutanları anlayamayan ve yaratıcı olmanın yolunu böyle kişilerden kaçmakta bulan bir adamın anıları. Kesinlikle okumanızı tavsiye ettiğim bir güzel insanın anıları... Bu anıları okurken gözümde canlandı hep
Rüzgarlar Hep GençtirZülfü Livaneli · Dex Yayınları · 20196,2bin okunma
Puan vermedi·75 syf.··
2020 65. kitabı
"Hayatta en büyük şans, küçükken iyi bir öğretmene denk gelmektir" der Buket Uzuner. Ne kadar da haklı. Peki kimdir iyi öğretmen? Ya da iyi öğretmen nasıl olmalıdır? İdeal öğretmen? İdeal öğretmene hep ortak noktalar biçeriz. -İlgi çekici kişilik ve öğretim tarzı -Dersin amacını net şekilde verebilme -Sınıfı iyi yönetebilme -Etkili disiplin becerileri... Bu liste böyle uzar gider. Fakat bana göre herkesin ideal öğretmeni biraz farklıdır. Ama temeli aynıdır: "Öğrencileri etkili bir eğitime ve hayata kavuşturmak." Öğretmenlik sadece belli bir kaynaktaki bilgileri öğrencilere aktarma işi değildir. Bir ulusu ileri kuşaklara hazırlamak, toplumdaki bozulma, değişme ve düzensizlikleri onarmaktır. Ve bu eğitimle, en alt seviyeden başlayarak olur. Profesör S.A. Raçinski'nin başladığı yerden. Çünkü orda her şey hamdır, saftır, temizdir ve onu siz şekillendirirsiniz. İstediğiniz gibi şekillendirebilmek içinde en gerekli şey sabırdır. Raçinski bu sabrı ziyadesiyle göstererek çok güzel olaylara imza atmıştır. Kitapta ünlü bir matematik profesörü olan Raçinski'nin bütün şan, şöhret, itibar ve para gibi bir çok insanın yüksek gördüğü şeyleri elinin tersiyle iterek profesörlükten istifa edip kendi köyündeki çocuklara hiçbir karşılık beklemeden eğitim vermek istemesi ve bunu yapması anlatılmaktadır. Bir matematik öğretmeni olarak bu kitabı daha bir sevgiyle okudum. Fakat tabii ki önemli olan branş değil, kazandırılan eğitim ve öğretimdir. Her öğretmenin ve öğretmen adayının kesinlikle okumasını tavsiye ederim. Bu ulusun eğitim ordusuna layıkıyla hizmet edebilme bilinciyle kalmanız dileklerimle...
İdeal ÖğretmenGrigory Petrov · Zafer Yayınları · 20197,8bin okunma