Yoksul, gariban insanın mutsuzluğu, çaresizliği karşısında içim inanılmaz derecede eziliyor. Bir de bir şey yapamıyor olmanın, Sisifos gibi bir şeyleri değiştirememenin ağırlığı üzerime çökünce daha da mutsuzlaşıyorum fakat insanların alın terine çökerek, üzerine basarak kendine varsıl ve şaşaalı hayatlar kuranların mutsuzluğu da zerre sikimde olmuyor. Aksine bedii bir zevk duyuyorum.
“Hayat, olsa olsa bir incinmedir” diyordu İngebor Bachmann. Ruhu huzur bulsun. Bu yüzden en sevildiğimizi sandığımız yerde, en onulmaz yaralar açılır bağrımızda.
Bu söz Türkiye için adeta biçilmiş bir kaftan. Bizde mazlum olma hali, muktedir olana kadardır. O yüzden dünün mağdur ve mazlumları, bugünün akıl almaz zalimlerine rahatça dönüşebiliyor.
Rainer Maria Rilke, “İnsanlar yaşanmamış bir hayattan ölüyor” diyordu.
Bu ifade, bizim ülkede geleceksiz bırakılmış, ezilmiş, horlanmış, insan sayılmamış milyonlarcası için geçerli.