Yani bir mânada herkes ferdî müslüman kalamaz, mutlaka İslâm cemaatinin bir uzvu olmak zorundadır. Hiçbir müslümanın bu düşünceye ve faa- liyete karşı olmaması gerekir. Çünkü buna karşı oluş ma'rûfun yanında yer almak değil, münkere yardım etmektir. Oysa Allah Teâlâ şöyle buyu- rur: "Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. Kötülü- ğü emreder, iyilikten menederler" [Tevbe sûresi (9), 67
Ebû Zeyd Üsâme İbni Zeyd İbni Hârise radıyallahu anhümâ şöyle ded
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim:
"Kıyamet günü bir adam getirilir ve cehennem ateşine atılır. Bağır- sakları karnından dışarı çıkar ve onlarla birlikte değirmen döndüren merkeb gibi döner durur. Cehennem halkı onun yanına toplanırlar ve derler ki:
- Yahu sana ne oldu? Sen iyiliği emredip kötülükten nehyetmez miydin? O kişi de:
Evet, iyiliği emrederdim, fakat kendim yapmazdım, münkerden nehyederdim, fakat kendim yapardım, der."
İbrahim en-Nehâî der ki:
Üç âyeti insanlara anlatıp, açıklamaktan çekinirim, o âyetler şunlardır:
"Kitab'ı okumakta olduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip ken- dinizi nasıl unutursunuz?" [Bakara sûresi (2), 44).
"Ey iman edenler! Yapamayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?"
[Saf sûresi (61), 2-3
"Şüphesiz ki insanlar zālimi görüp de onun zulmüne engel olmaz larsa, Allah'ın kendi katından göndereceği bir azabı hepsine umumi leştirmesi yakındır."
Hayır, Allah'a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder, kötülükten nehyeder, zâlimin elini tutup zulmüne mani olur, onu hakka döndü- rür ve hak üzerinde tutarsınız; ya da Allah Teâlâ kalblerinizi birbi- rine benzetir, sonra da İsrâiloğullarına lânet ettiği gibi size de lânet eder."